Hülya Osmanağaoğlu

Çoğul aileler – Leidys Maria Labrador Herrera (Çeviri: Hülya Osmanağaoğlu)

Tüm ailelerin aynı haklara sahip olmasını garanti altına almak sosyal adaleti korumak için vazgeçilmezdir. Geleneksel aile modeliyle köprüleri atarak Küba’nın çoklu aile yapılarının varlığını tanımak yeni Aile Yasası önergesinin en dikkat çekici özelliği. En temel birim olan aile söz konusu olduğunda Küba toplumundaki çoğulluğun varlığını kabul etmek, en geleneksel ve [Devamını Oku…]

Feminizm sınıf siyaseti ve ev içi emeği görmek – Hülya Osmanağaoğlu

Erkeklerin zincirlerinden başka kaybedecekleri şeyleri vardır[1] İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekilmesi karşısında feminist hareketin/kadın hareketinin gösterdiği direnç, feminist gece yürüyüşlerinin İstanbul’un sınırlarını çoktan aşarak on binlerce kadınla örgütleniyor olması, doğal olarak kadın işçilerin direnişlerinin ön plana çıktığı şu günlerde feminizm sınıf mücadelesi ilişkisini yeniden gündeme getiriyor. Feministler/kadın hareketi fiilen gücü ve [Devamını Oku…]

Sosyalist hareket feminist hareket ve bir de öncülük – Hülya Osmanağaoğlu

Sosyalist hareket ile feminist hareket arasındaki ilişki son 35 yıldır iki farklı kanaldan seyrederek ilerliyor. Birincisi genel olarak açıkça ya da örtülü biçimde feminizmi hala burjuva siyaseti olarak gören ve öncülük edilmesi gerektiğini düşünen akım. İkincisi, sosyalist örgütlerin içinde kendine feminist diyen kadınların güç kazanmasıyla örgütlerin içinde ve/veya bu örgütlerden [Devamını Oku…]

Seçtiklerimiz | Patriyarka ile ne uzlaşırız ne helâlleşiriz… – Hülya Osmanağaoğlu

Erkek şiddetinin kadın katliamı boyutuna geldiğini feminist hareket yıllardır söylüyor. Başak Cengiz’in samuray kılıcıyla sokakta tanımadığı bir adam tarafından, kadın olduğu için öldürülmesi AKP iktidarında en güçlü temsilini bulan patriyarkanın geldiği noktayı gösteriyor. AKP yıllardır erkeklere itaat eden, aile sınırları dışına çıkmayan, mütedeyyin kadınların erkek şiddetine maruz kalmayacağını anlatarak makbul [Devamını Oku…]

Dizilerin ailesi ailenin sınıfı ve feminizm – Hülya Osmanağaoğlu

Televizyon denilen makinenin karşısına oturmanın işaret ettiği bir sınıfsallık hep söz konusu oldu. 1970’lerde evde siyah beyaz televizyon olması bir sınıfsal ayrıcalığa işaret ederken, 1980’lerde müzik setleri ve videolar (ve tabii ki renkli televizyonlar) bu ayrıcalığın yeni simgesiydi. 1960’larda ve 70’lerde sinemaya gidebilmek fark yaratırken, 1980’lere gelindiğinde “videoda film seyretmek” [Devamını Oku…]