Emek - Sermaye, Umut Yazıları

Grev Yasakları, Quo Vadis? – Ethem Güney

Bir Hristiyanlık menkıbesidir. Putperest Roma yönetimi altında sürekli baskı ve yer yer şiddet gören Hristiyanlar yılmak üzeredirler. Aziz Petrus da yakalanacağını ve türlü işkencelerle yüzleşebileceğini anlayınca Roma şehrinden, sinmiş diğer Hristiyan kardeşlerini geride bırakarak kaçar. Petrus, insanlığa özgü bir korkaklık ve can telaşı ile Roma şehrini arkasında bırakmış, ondan ve korkularından uzaklaşmaktadır. Ancak bu kaçış güzergahının üzerinde dirilmiş İsa ile karşılaşır. Şaşkınlık ve derin bir merak duygusuyla sorar; efendim, nereye gidiyorsunuz? Yani, ‘’quovadis, domini?’’. İsa’nın cevabı berraktır; ‘’Roma’ya gidiyorum, yeniden çarmıha gerilmeye!’’.

Aziz Petrus cevapla sarsılır. Gerisin geriye kaçıştığı Roma’ya döner o da. Hristiyanlar arasında örgütlenme çalışmalarını hızlandırır. Ancak Roma efendileri peşindedir. En nihayetinde onu ele geçirirler ve baş aşağı şekilde çarmıha gererler. Aziz Petrus, nereye gidiyoruz sorusunu esasında kendisine sormuş, cevabını da yine kendisi vermiştir.

Sürekli bir savaşın tarafıyız. Emperyalist burjuvazi dünya hakimiyeti hedef ve programı doğrultusunda savaş araçlarının uzanabildiği her karışta işçi sınıfına darbe indiriyor.Emperyalist merkezlerdeki küresel savaş kurmayları gelecek projeksiyonları doğrultusunda yerel işbirlikçilerine talimat yağdırıyor. Eylem ve biçimleri tebaa ilişkisiyle bağlı oldukları küresel emperyalizmin savaş kurmaylığından aktarılıyor. Yerli savaş hükümetleri de bunları uyguluyor. İşçi sınıfına ve ezilen halklara açılmış küresel ölçekli bir savaş sürüyor. Bunun için savaş hükümetleri başa geçiriliyor, dümen onlara teslim ediliyor. Dümen zaten onlardaysa, aksaklıklar gideriliyor, hizaya çekiliyorlar. Emperyalist saflara bir içtima hâli hâkim.

İşçi sınıfına açılmış savaşın fasıllarından biri olan pandemisürecinde emperyalist burjuvazi, sınıfın üzerine kilitleme yöntem ve araçları ile gitti. Dijital tahakküm ve kontrol mekanizmalarında niteliksel olarak sıçrama yaşayan küresel burjuvazi, yeni oyuncaklarının birçoğunu pandemi sürecinde sınıf üzerinde test etti. Sınıf, her türlü toplanma ve grev hakkından yoksun bırakıldı. Atomize edildi, parçalarına ayrıldı. Emperyalist burjuvazi ve ideolojik bağlamda onlara yedeklenmiş olan statükocu ve düzen içi sol, emperyalist savaş kurmaylığının savaş araçlarını meşrulaştırma işini dört koldan yürüttüler.

Bu meşrulaştırma gayreti içinde; işçi sınıfının politik ve kolektif aksiyon alma yetisi ve tüm araçları yasaklanırken, emperyalist burjuvazi kaçınılmaz krizinin üstünü örtmek ve yeni saldırılar hazırlamak için zaman kazandı. Zira tüm statükocu ve düzen içi sol pandemi sürecinde adeta tek taraflı bir ateşkes ilan etmiş, küresel kapitalist sistemle savaşma ‘’işini’’ salgın sonrasındaki baharlara ertelemişlerdi. Sınıf savaşının sürekliliği algısı, tarih ve ideoloji bilinci ile birliktezihinlerinden silinmişti.

Sınıf savaşının pandemi cephesinde ise, o günlerde işçilerin bir fabrikaya kilitlenme hadisesi yaşandı. Çalıştıkları fabrika 40 işçide ‘’hastalık’’ görüldüğü sözüyle (http://isigmeclisi.org/20494-musiad-onerdi-dardanel-uyguladi-kadinlar-uretim-alanina-kapatiliyor) , işçilerin evlerine dönmeleri yasaklanmıştı. Fabrika ablukaya alınmış, içeri kitlenmiş işçiler ise bu koşullarda çalışmaya zorlanmıştı. Üretim sürmeliydi ve bunun için emperyalist burjuvazi müthiş bir söylem bulmuştu. İşçilerin evlerine dönemediği, çalışma kamplarına dönüştürülmüş alanlarda ölene dek çalışacağı ve bütün bunun solun bir kesiminin de dahil olduğu bir toplamca, halk sağlığı adına meşru görüleceği bir yeni dünya düzeni.

Kriz çok uzun bir süredir sürekli derinleşme eğiliminde. Bundan mütevellit grev olayı, işçi sınıfının maddi üretim zemininde çark durdurması nerede, ne ölçekte olursa olsun mutlaka engellenmeli. Türkiye gibi emperyalizmin hudut karakolu olan ve sınıfının emeğinin en yoğun biçimde sömürülüp emperyalist merkezlere aktığı ülkelerde ise çok daha sert önlemler alınmalı. Küresel emperyalizmin savaş kurmaylığının fikri bu, zikri ise onların Türkiye şefi Erdoğan’ın ağzından dökülüyor. Erdoğan, emperyalist genelkurmaya kendini beğendirme çabası içinde, zamanında şöyle söylüyor; bizimle birlikte grev denilen olaylar ortadan kalktı! (https://www.gazeteduvar.com.tr/ak-parti-donemi-grev-yasagi-listesi-20-yilda-19-yasak-haber-1593569)

Erdoğan’ın grev yasaklama sicili 19 adet grev ile göz dolduruyor. Bunlara en son olarak Birleşik Metal-İş ve Özçelik-İş’in Bekaert Çelik şirketinin iki fabrikasında aldığı grev kararının ertelenmesi/yasaklanması da eklendi. Hem Türkiye hem küresel konjonktür fırtınaya doğru yaklaşıyor. Ufuktaki fırtına gözle seçilir vaziyete geldi ve işçi sınıfının politik hareket kabiliyeti eve kapatmalar, grev yasakları gibi araçlarla kitlenme, işlevsizleştirilme süreci ile karşı karşıya.Erdoğan ve aygıtları, grevleri ‘’milli güvenliği bozucu nitelikte’’ olarak kodluyor. Emperyalist savaş kurmaylarının ayaklanma bastırma doktrini tıkır tıkır işletiliyor.

Emperyalizmin merkez üssü Anglo-Sakson dünyada da benzer süreçler eş zamanlı şekilde işliyor. İngiltere’de enflasyon son 41 yılın zirvesini görerek %11 seviyesine ulaştı. Sağlık emekçileri, gümrük ve demiryolu işçileri gibi kritik kolların da dahil olduğu hemen her alanda alınan grev kararları, emperyalizmin merkez üssündeki çelişkileri giderek zorluyor. Muhafazakâr Parti’nin Başkanı Nadhim Zahawi, bizzat ‘’hizmetlerin aksaması halinde’’ silahlı kuvvetleri işçilerin karşısına sokaklara dikeceği tehdidini savurdu. (https://umutgazetesi42.org/arsivler/88759) Greve karşı ayaklanma bastırma operasyonu için askerlere hususi eğitim verilmeye başlandı.

Amerika’nın demans başkanı Biden ise, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti kurmaylarını masasının etrafında toplayarak demiryolu işçilerinin grevini engellemek için bir yasal düzenleme çalışması başlattı. (https://umutgazetesi42.org/arsivler/88387) Mesele sınıfa karşı sınıf ekseninde kristalize olduğunda Amerikan kurulu düzeninin gölge boksuyla uğraşan düşman kardeşleri güç birliği oluşturuyorlar. Demans Biden, seçimi kazandığı ilk günlerde Amerika’nın geri döndüğünü söylemişti. Ukrayna’da başlatılan emperyalist saldırı bunun akabinde geldi. Şimdi, geri dönen Amerika, kendi iç barbarları ile, işçi sınıfı ile bir savaş yürütmenin peşinde. Savaşla da birlikte yükselen gıda ve enerji fiyatlarının biriktirdiği öfke grevler ile patlama noktasına ulaştı. Biden ve kurmayları içeride de işçi sınıfına karşı bir cephe açmış durumda.

Sınıf kendisini savunma, taktik belirleyip karşı eyleme geçme yeteneğinden her geçen gün kaybediyor. İşçi sınıfının öncüleri, grev yasakları ve kilitleme saldırıları karşısında bu alanı mutlaka cepheleştirmeli. Sınıf savaşına sınıf savaşıyla karşılık verilmeli.

Aziz Petrus, korku ve şaşkınlık halindeyken ‘’nereye gidiyoruz?’’ sorusunu sormayı becermişti. Küresel ölçekte savaş tamtamları çalmaya başlamış, emperyalizm üç boyutlu olarak birçok cephede seri hamlelere başlayıp bir Sicilya açılışı yapmışken kendimize sormamız gereken soru belki de budur. Belki Aziz Petrus’un hikayesinde öğrenecek bir şeyimiz vardır.

14 Aralık 2022

Paylaşın