Cenk Ağcabay, Umut Yazıları

Dünya Kupası aynasından yansıyan: Modern kölelik mi, bira mı? – Cenk Ağcabay

Tam dokuz yıl olmuş. Guardian gazetesi “Günümüzün modern köleliğine odaklanıyoruz” ifadesiyle önemli bir araştırmacı gazetecilik örneği sunmuştu. Gazetenin bu haberi o günlerde oldukça ses getirdi. Haberin başlığı: “Ortaya çıktı: Katar’ın Dünya Kupası ‘köleleri” idi. Gazete yaptığı özel bir araştırma sonucunda, Katar’da Dünya Kupası inşaat projelerinde çalışan göçmen işçilerin Uluslararası Çalışma Örgütü’nün “modern kölelik” olarak tanımladığı türden sömürü ve istismara maruz kaldığını belgelemişti. (Revealed: Qatar’s World Cup ‘slaves’, Sep 25 2013)

Gazetenin Nepal’in Doha elçiliğinden elde ettiği bilgilere göre, sadece 4 Haziran ile 8 Ağustos tarihleri arasında en az 44 Nepalli işçi hayatını kaybetmişti. İşçilerin yarısından fazlasının kalp krizi, kalp yetmezliği ya da iş kazaları nedeniyle öldüğü bilgisi paylaşılmıştı. Gazetecilerin görüştüğü göçmen işçiler, pasaportlarına el konduğunu, kendilerine kimlik verilmediğini anlatmıştı. Pasaport ve kimlikleri olmadığı ve ücret ödemeleri düzenli yapılmadığı için şantiyeleri terk edemiyorlardı. Çöl sıcağında çalışırken içme suyu bulamadıklarını anlatıyorlardı.

27 yaşındaki Nepalli işçi Ram Kumar Mahara şantiyede yaşadıklarını anlatmıştı: “24 saat boyunca aç karnına çalışıyorduk; 12 saat çalıştıktan sonra bütün gece yemek vermiyorlardı. Şikayet ettiğimde müdürüm bana saldırdı, beni yaşadığım çalışma kampından kovdu ve bana herhangi bir ödeme yapmayı reddetti. Diğer işçilerden yiyecek dilenmek zorunda kaldım.”

Nüfusa oranla dünyanın en büyük göçmen işçi sayısına sahip Katar’ın göçmen işçi nüfusunun yüzde 40’ı Nepal’den gelmişti. Nepal’den gelen işçiler, kendi ülkelerinde aracılarla yaptıkları özel anlaşmalar nedeniyle Katar’a borç köleliği altında geliyordu. Ödeme alamamalarının gerekçesi ilk önce aracılara olan borçlarının ödenmesi zorunluluğu oluyordu. Modern kölelik düzeni Katar’ın Nepal’deki işbirlikçileri aracılığıyla kurulmuştu. Gazetenin görüştüğü göçmen işçiler çok sıcak havalarda, çok uzun saatler boyunca çalışmaya zorlandıklarını anlatmıştı.

Nepal İşçi Sendikaları Genel Federasyonu Genel Sekreteri Umesh Upadhyaya, gazeteye yaptığı açıklamada, “Herkes Katar’ın aşırı sıcağının birkaç yüz futbolcu üzerindeki etkisinden bahsediyor ancak Dünya Kupası stadyumlarını bir futbol maçının sekiz katı uzunluğundaki vardiyalarda inşa edecek olan binlerce göçmen işçinin çektiği zorlukları, kan ve terlerini görmezden geliyorlar.” demişti.

Modern kölelik düzeni göçmen işçilerin kanı ve teri üzerine inşa edilmişti. 2021 yılının Şubat ayında yayınlanan geniş bir haberde Katar’daki inşaatlarda ölen göçmen işçi sayısının 6500’den fazla olduğu ifade edildi. Dünyanın gözleri önünde bir işçi katliamı yaşanmıştı. Konunun gündemleşmesi üzerine açıklama yapan Katarlı bir yetkili: “tüm vatandaşların ve yabancı uyrukluların ücretsiz birinci sınıf sağlık hizmetlerine erişimi olduğunu ve çalışma sisteminde yapılan sağlık ve güvenlik reformları sayesinde son on yılda “misafir işçiler” arasındaki ölüm oranlarında istikrarlı bir düşüş yaşandığını” söylemişti.

Göçmen işçilere mezar olan stadyumlar tamamlandı, dünya kupası başladı. Enternasyonal proletarya örgütlü direnişi yükseltmediği takdirde, modern kölelik düzeninin alanı genişleyecek. Uluslararası Finans-kapitalin temel yönelişi işçi sınıfının zorlu mücadelelerle elde edilmiş kazanımlarını tümüyle geri almak ve yeni kölelik biçimleri dayatmaktır. Sık sık yapıldığı gibi, bu örnekte yaşananları Katar’ın “özel durumuyla” açıklamak son derece yanıltıcıdır.

Katar Yatırım Otoritesi, Katar’ın dünyanın üçüncü büyük petrol ve doğal gaz rezervlerinden elde edilen gelir fazlasını yönetmek üzere kurulmuş bir varlık fonudur. Varlık fonunun 335 milyar dolarlık bir büyüklüğü vardır. Fon İsviçre’nin finans devi Credit Suisse ve emtia ticareti devi Glencore’un hissedarları arasındadır. İsviçre’nin önemli otellerinin hissedarı konumundadır. Almanya’nın Volkswagen ve Siemens’in hissedarlarındandır. Londra Heathrow Havaalanının büyük hissedarıdır. İngiltere’nin finans devlerinden Barclays Bankası’nın hissedarıdır. ABD’den Almanya, İngiltere’ye çok geniş bir gayri-menkul portföyüne sahiptir. Sadece Londra’daki gayri-menkul yatırımlarının 30 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Katar egemenleri “kendine has bazı özellikleri olan” ancak aynı zamanda uluslararası Finans-kapitalin bileşenleri arasındadır. Avrupa, Kuzey Amerika, Orta Doğu, Latin Amerika, Avustralya, Asya ve Afrika’da 60 ülkede faaliyet gösteren Barclay’s Bankasının kurucuları David ve Alexander Barclay İngiltere’nin en büyük köle tüccarları arasındaydı. Jamaika’da siyah kölelerin zorla çalıştırıldığı plantasyonlara yatırım yapmışlardı. Credit Suisse’in kurucusu Alfred Escher de köle ticareti ve Küba’da plantasyon işletmeciliği yaparak ilk sermaye birikimini oluşturmuştu.

Göçmen işçilere mezar olan stadyumlardan birinde dünya kupasının açılış töreni düzenlendi. Devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı törende açılış konuşmasını Katar Emiri yaptı. Katılımcılar arasında Tayyip Erdoğan da bulunuyordu. Erdoğan gazetecilere yaptığı açıklamalarda, “Aziz kardeşim Katar Emiri Şeyh Temim’in davetine icabetle gerçekleştirdiğimiz Doha ziyaretimizi tamamladık. 2022 FIFA Dünya Kupası açılış törenini başarıyla düzenleyen Katar’ı tebrik ediyorum. Turnuvanın sportmenlik ruhuna uygun şekilde huzur ve güvenlik içerisinde tamamlanmasını temenni ediyorum. 1 milyondan fazla kişinin katılmasının beklendiği bu uluslararası spor etkinliği, İslam coğrafyasında düzenlenen ilk Dünya Kupası olması hasebiyle ayrı bir önem taşıyor.” dedi.

Katar egemenlerinin Tayyip Erdoğan’la çok yakın bir ilişkiye sahip olduğu biliniyor. Varlık fonunun Türkiye’deki faaliyetlerinin yoğunlaşması sıkça gündeme geliyor. Farklı bir biçimde de olsa, Tayyip Erdoğan’ın önemli projelerinden birinin göçmen emekçilere kölelik koşullarını dayatarak Türkiye egemenlerine ucuz işgücü havuzu yaratmak olduğu aşikar. Bu havuz egemenler için ekstra kar anlamına gelirken, siyasette “mülteci sorunu” olarak manipülatif bir araca dönüşüyor. İşçi sınıfını “ulusal kimlik” temelinde bölerek sınıfın direncini zayıflatıyor.

Kapitalizmin doğuş çağında köle emeği, talan ve soygun önemli birikim kaynaklarıydı. İşçi sınıfının gelişen mücadelesi ve 20. Yüzyıl sosyalizm deneyimleri burjuvazinin sömürü ve baskısına sınırlar çizdi. İşçi sınıfı önemli kazanımlar elde etti. Uluslararası Finans-kapital Sosyalist ülkelerin dağılmasından beri kayıplarını telafi etmek için saldırıyor. Çeşitli yöntemler kullanarak sınıf düşmanını ezmek, köleleştirmek ve mutlak kontrol kurmak istiyor. Böyle olduğu için, Katar’daki işçi katliamı gizlemeye gerek bile duyulmadan dünyanın gözleri önünde gerçekleştirildi.

Bir milyondan fazla ayrıcalıklı “insan” bir ay boyunca göçmen işçilerin mezarları üzerinde oturup keyifle maç izleyecek. FIFA, Katar’da Dünya Kupası maçlarının oynanacağı stadyumlarda alkollü bira satışı yapılmayacağını ilan etti. Ayrıcalıklı “insanlar” bu karara kızgınlıklarını sosyal medya platformlarında dile getirdi. Köle kamplarında ölen işçiler için yükselmeyen sesler bira için yükseldi. Bu durum, dünyadaki büyük sınıfsal bölünmenin çarpıcı bir göstergesidir. İşçi sınıfı kendi bağımsız sınıf örgütlerini kurup mücadeleyi büyütemezse yeni kölelik koşullarıyla yüz yüze gelecektir. Tarih işçi sınıfının yeni kölelik koşullarını kabul etmeyeceğinin, zincirleri kırıp atacağının güçlü göstergelerine sahiptir. İşçi sınıfı kendini yeni koşullarda daha güçlü inşa edecek sınıf düşmanıyla kararlı bir kavgaya girecektir. Proletarya devrimcileri bu bilinçle hareket edip, işçi sınıfının mücadelesini geliştirecek eylem ve örgüt biçimleri yaratmak ve bunları sınıfa taşımakla yükümlüdür.

Paylaşın