Gündem, Umut Yazıları

Bombalara karşı halk siyaseti sokakta inşa edilecektir – Umut Yorum

İstiklal Caddesi’nde gerçekleşen alçakça saldırı bir kez daha masum insanların ölmesine ve yaralanmasına neden oldu. Saldırının gerçekleştirildiği yer doğrudan sivil insanların hedef alındığını gösteriyor. Günün en hareketli saatlerinde ve en kalabalık bölgesinde yapılan bu saldırının hedefi açıktır. Sivil halkı kitlesel olarak katlederek bir şok ve dehşet psikolojisinin yaratılmasıdır.


Bu saldırıya son derece benzer saldırılar Türkiye halklarına yabancı değildir. 7 Haziran seçimleri sonrası başlayan süreçte patlayan bombalar ve yitirdiğimiz canlar sözünü ettiğimiz şok ve dehşet operasyonlarının en yakın örnekleridir. Siyasal alanı bombalarla dizayn etmek Türk devlet geleneğinin belirleyici özelliklerindendir ve yakın tarih bunun tanığıdır.


İstiklal’de patlayan bombayı bu çerçeve içinde ele almak gerekir. AKP-MHP faşizminin seçime hangi koşullarda gideceği son zamanlarda en fazla tartışılan konulardan birisiydi. İstiklal saldırısının AKP-MHP faşizminin seçim sürecine şok ve dehşet operasyonlarıyla girme tercihinin ürünü bir operasyon olması yüksek bir olasılıktır.


Bu operasyonun AKP-MHP faşist ittifakının hamlesi olması olasılığını yükselten unsurlardan birisi, saldırı sonrası AKP’nin üst düzey yöneticilerinin saldırının ardından yaptıkları açıklamalardır. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İstiklal Caddesi’nde meydana gelen patlamanın olduğu bölgede incelemelerde bulundu. İncelemeleri sonrası açıklama yapan Oktay, “Milletimizin başı sağolsun. Şu an itibarıyla kadın olduğunu değerlendirdiğimiz bir saldırganın bombayı patlaması sonucu bir terör eylemi olduğu görülüyor.” dedi. Oktay’dan önce açıklama yapan Tayyip Erdoğan’da benzer ifadelerle bir kadının düzenlediği terör saldırısından söz etmişti.


Bu ifadeler, iktidarın bu saldırıyı PKK üzerine yıkma yönünde bir hazırlık içinde olduğuna işaret ediyor. AKP’li bakan Bekir Bozdağ’da yaptığı açıklamada, “Olayın olduğu yerde oradaki uzmanlardan dinleme imkanımız oldu. Anlatılanlar çerçevesinde şunu ifade edebilirim. Bir kadın oradaki banklardan birine belli bir süre, 40 dakikadan fazla oturuyor, sonra kalkıyor. Kalktıktan 1-2 dakika sonra orada bir patlama meydana geliyor. Patlama sonrasında da olanlara bütün Türkiye artık vakıf oldu. Şimdi bununla ilgili takipler devam ediyor. Şu anda kadınla ilgili bütün kayıtlar, veriler inceleniyor. Güvenlik güçlerimiz işin üzerinde.” dedi.


Sandıkta beklediğini bulamayacak olmasına dair verilerin artması, AKP-MHP faşist iktidarının bu taktiğe yönelmesini getirmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Faşist AKP-MHP ortaklığı yarattığı kaostan beslenerek iktidarını sürdürmede zengin bir deney birikimine sahiptir. Seçime ilerleyen süreçte koşulların kendileri açısından elverişsiz olduğunu saptayıp, bu taktik yöneliş için düğmeye basmış olma olasılıkları yüksektir.
İktidar sözcülerinin açıklamaları, akla faşist Nazi iktidarının kurumlaşmasında belirleyici önemde rol oynayan Reischtag yangınını getirmektedir. Almanya’da Reischtag’ı yakan faşistler, bunu komünist güçlerin üzerine yıkarak, komünistlere yönelik temizlik operasyonlarının zeminini oluşturmuştu. İstiklal saldırısından benzer bir sonuç almaya çalışmak iktidarın hedefi olabilir.


Seçim sürecinde kilit parti konumuna gelen HDP’nin geriletilmesi bu saldırının temel hedeflerinden biri olabilir. HDP her durumda burjuva siyasetteki kilitlenmenin açılmasında belirleyici siyasal aktör olma konumuna yerleşmiştir. HDP’yi etkisizleştirmek en fazla AKP-MHP blokuna nefes aldıracaktır. Bu durumun altı çizilmelidir. Doğrudan halka yönelik bu saldırıyı PKK üzerine yıkarak seçim öncesinde HDP’yi zayıflatma taktiğini kullanma olasılığı çok yüksektir.


7 Haziran sonrası yaşanan saldırılar ve sonuçları belleklerde tazedir. Bu durum, böylesi bir yönelişe doğru gidilmesi durumunda, halkların da buna uygun bir tutum geliştireceğini öngörememektedir. Ya da seçeneklerinin çok sınırlı hale gelmesi, onları bu seçeneğe mahkum etmektedir.


Her durumda, halk güçleri bu yönelişin niteliği hakkında yeterli bilgi ve deneyime sahiptir. Bu duruma uygun mücadele araç ve yöntemleri geliştirme konusunda çok daha uygun koşullar bulunmaktadır. Bu bağlamda, halk güçlerinin ilk yapması gereken sokakları zaptetmek için harekete geçmek, hesabın sandıkta değil sokakta görüleceğinin altını kalınca çizmektir.


Yaşanan tüm deneyimler, şok ve dehşet yaratacak araçlarla saldıran düşman karşısında sağlam bir duruşun sokakta inşa edileceğini göstermektedir. Bu tip süreçlerde geri adım atmanın düşmana daha geniş alan ve psikolojik üstünlük kazandırdığı hiç unutulmamalıdır. Düşmanın hamlesini geriletmenin ve daha büyük saldırılarla yüklenmesinin engellenmesinin temel koşulu güçlü bir direniş hattının oluşturulmasıdır.
Bu hat ivedilikle oluşturulamazsa, saldırılar artarak yükselecektir. Bu saldırı çok hassas bir sürecin içine girildiğinin açık bir göstergesidir. Savaş konjonktürleri, “olmaz”, “mümkün değil” denilen gelişmelerin yaşandığı özgül dönemlerdir. Bu bağlamda, faşist saldırıların yükselmesi tehdidi daha da büyümektedir. Bu tehdidi durdurmanın yolu devrimci direniştir.


Bu noktada bir büyük savaş konjontürü içinde yaşandığının altı çizilmelidir. Dün yayınlanan Umut Editörya yazısında da vurgulandığı gibi, “Dünya ve ülke bir savaş konjonktüründedir ve savaş bir belirsizlikler alanıdır.” Bu belirsizlikler alanı, faşist AKP-MHP blokunun İstiklal saldırısı tarzı hamlelerine uygun bir zemin oluşturmaktadır ve fakat aynı zamanda halk güçleri 7 Haziran sonrası konjonktürden daha uygun mücadele zeminine sahiptirler.


Bu belirsiziikler alanı, halk güçlerine yeni zemin ve olanaklar sunmaktadır. 7 Haziran sonrasının bilgi ve deneyimleri halk güçlerine daha büyük ve kararlı bir direnişin önemi konusunda uyarıcıdır. Bu direnişin koşulları büyük ölçüde olgunlaşmıştır. Bombaların süreklileşmesinin engellenmesi ve sosyal psikolojinin ezilenler lehine dönüştürülmesinin yolu direnişi kararlı bir çizgi haline getirmektir.


Durum öyle bir hal almıştır ki, bir demokratik basın mensubu şu mesajı paylaşmaktadır, “Olay yerine sadece devlet kurumu olan haber ajansı ve televizyonların girmesine izin veriliyor ve sadece resmi açıklamaları haber yapalım isteniyor. Yani aslında iktidarın denetimi dışında bilgi akışı yasağı uygulanıyor.” Bu yasaklar, patlayan bombaya dair gerçeklerin ortaya çıkmasından duyulan tedirginliğin bir işaretidir.
Bu tedirginlik halk güçlerinin yürümesi gereken yolu gösteriyor. Bu bombanın devamını engellemek ancak halk güçlerinin örgütlü, kararlı direnişinin eseri olacaktır. Gün bu direnişi örmek için harekete geçme zamamına işaret ediyor. Tüm halk güçleri, bu saldırılara karşı ortak bir direniş sorumluluğuyla karşı karşıyadır. Zayıf bir tutum ya da verilecek tavizler düşmanı pervasızlaştıracak , daha büyük bombalı eylemlere zemin sunacaktır.

Paylaşın