Cenk Ağcabay, Umut Yazıları

Gorbaçov ve “suç yılları” – Cenk Ağcabay

“Üzerinde Güneş Batmayan” Britanya İmparatorluğu emperyalist hakimiyetini korumak için girdiği Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sonunda elde ettiği toprak kazanımlarıyla Hindistan’dan Karayiplere, Afrika’dan Ortadoğu’ya uzanan bir yayılıma ulaşmıştı.

Britanya İmparatorluğu’nun emperyalist yayılımına eşlik eden yayın organı The Times gazetesiydi. Britanya emperyalizminin kararlı sözcüsü The Times gazetesi, mesela 1857’de Hindistan’da Britanya hakimiyetine karşı ilk büyük halk isyanı başladığında attığı manşetle, “her ağacın üzerine bir isyancı leşinin asılmasını” istemişti. Gazeteye göre, Hintliler “korkak, sahtekar, tembel, israfçı, ahlaksız” idi. Bu temel nitelikleri nedeniyle, Britanyalıların onlara taşıdıkları medeniyet değerlerini kabul etmeyip, tüm vefasızlıklarıyla isyan etmişlerdi.

The Times gazetesi, Britanya’nın sömürge boyunduruğu altında soygun ve şiddete maruz kalan sömürge halklarının ve Britanya proletaryasının en büyük düşmanlarındandı. Böyle olduğu için, 1917 Ekim’inde Rusya proletaryası Lenin önderliğinde ayağa kalkıp, mülk sahipleri iktidarına sert darbeler vurmaya başladığında; bu darbelerden en fazla etkilenenlerden biri The Times olmuştu.

The Times’a göre, Rusya’da “çılgınca işler yapan” Bolşevikler “sabit fikirli hırsız ve katiller”den oluşuyordu. The Times’ın Bolşevizm ve proleter iktidar düşmanlığı azgın ve bitimsizdi. Proleter iktidar dağıldı ama onun düşmanlığı devam ediyor, hiçbir değişiklik yok.

Sovyetler Birliği Komünist Partisinin son Genel Sekreteri Gorbaçov geçtiğimiz gece hayatını yitirdi. Gorbaçov Sovyetler Birliği’nin dağılış sürecinin, emekçilerin en uzun süreli iktidar deneyiminin sona ermesinin kilit aktörlerindendi. Sovyetler Birliğinin emperyalist-kapitalist dünyayla “barış”masının ve Sovyetler Birliğinin kapitalizme açılmasının mimarları arasındaki en etkili isim Gorbaçov’du.

Kuşkusuz, Sovyetler Birliği’nin dağılışı tarihsel ve toplumsal bir süreç olarak ele alınıp, dağılışa giden sürecin temel olgularının analizi üzerinden değerlendirilmelidir. Dağılışı Gorbaçov ve yönetimdeki kadroların zaaf ve yetmezlikleri ya da ihanetleri üzerinden açıklamaya çalışmak diyalektik-materyalizmin yerine idealizmi ikame etmektir ve fakat Gorbaçov ve etkili bazı kadroların dağılıştaki kilit rolünü görmemek değerlendirmeyi eksik kılacaktır.

Gorbaçov’un ölümünün ardından emperyalist-kapitalist dünyanın efendilerinin yasa bürünmesi, neredeyse tüm yayın organlarının onun resimleri ve ona düzülen methiyelerle kaplanması, onun dağılıştaki kilit rolüne dair önemli göstergelerdir.

The Times bugünkü kapağına Gorbaçov’un büyük bir fotoğrafını koymuş ve “Gorbaçov, Sovyetler Birliğinin son lideri 91 yaşında öldü” demişti. The Times’ın haberinde dikkat çeken unsur, Gorbaçov’un Sovyetler Birliğinin dağılmasındaki rolünün vurgulanıp bolca övülmesinin ardından, Gorbaçov’un kendi ülkesinde “yaygın olarak nefret edilen” bir figür olduğunun ifade edilmesiydi.

The Times’a göre, “yaygın nefret” iki nedene dayanıyor. İlki, dağılış sonrası Rusya halkının ülkenin süper güç statüsünü yitirmesinden duyduğu rahatsızlıkmış. İkincisi, dağılışın ardından halkın yaşam standartlarında yaşanan düşüşmüş. Yazıda, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonuna gönderme yapılarak, Putin’in iktidarını pekiştirmek için halkın duyduğu rahatsızlıktan yararlanmak istediği ima ediliyor.

Gorbaçov’un ülkesinde “yaygın olarak nefret edilen bir figür” olmasındaki temel neden, onun kumandasında gerçekleşen dağılışın ardından ülke ekonomisinin % 40 küçülmesi, ücretlerin yarıya düşmesi, kamusal kaynakların yeni kapitalistler tarafından yağmalanmasıdır. Herkesin iş ve temel gelir hakkına sahip olduğu bir ülke Gorbaçov reformları ve sonrasında yaşanan gelişmelerle 1995’e gelindiğinde yoksulluk sınırı altında yaşayan 66 milyon insana sahip olmuştur.

Rus akademisyen Viladimir Gusev 2006’da, Gorbaçov reformları olarak övgüye boğulan uygulamalarla açılan yolda ilerlenen dönemi “suç yılları” olarak ifadelendiriyor ve şunları dile getiriyordu: “suç yılları olan son on beş yılın ülkemize ve üzerinde yaşayan insanlara getirdiği nedir? Suç kapitalizminin bu yıllarında nüfusumuzun yüzde onu öldürüldü.”

Nüfusun yüzde onu tek bir mermi atılmadan öldürülmüştü. Bu büyük katliamın nedeni girilen kapitalist yoldu. Gorbaçov bu katliamın birinci dereceden sorumlularındandı. Dünyanın bütün kapitalistlerinin ve siyasi hizmetkarlarının onun ardından yas tutmaya başlamasının nedeni işte bu yalın gerçekti.
Sovyetler ülkesinin ezilen halklara sunduğu enternasyonalist destek 20 yüzyılda dünya siyasetinin şekillenmesinde önemli bir etken olmuş ve ezilen halkların özgürlük mücadelelerinin başarısına ciddi katkı sunmuştu. Ezilen halkların mücadelesine daha geniş alan açan uluslararası dengenin yok olması, emperyalist saldırganlığın pervasızlaşmasının önünü açtı. Gorbaçov bu bağlamda, Sovyet sonrası dönemde yaşanan emperyalist saldırıların dolaylı sorumlularındandır.

Gorbaçov’un açtığı yolun dünya proletaryası üzerinde yarattığı en önemli sonuç, büyük ideolojik dejenerasyon oldu. Devrim ve sosyalizmin kazanımlarına yönelik büyük kapitalist saldırının zeminini hazırlayan bu yol, dünya proletaryasının mücadele düzeyinin gerilemesinde ve tarihsel kazanımlarının elinden çekilip alınmasında birinci derecede rol oynadı.

Emperyalist-kapitalist dünyanın zafer sarhoşluğu çok uzun sürmedi. Giderek derinleşen yapısal kapitalist krizin kapsam ve derinliği giderek artıyor ve tarih proletaryayı bir kez daha çağırıyor. Biliniyor ki, proletarya tarih yapmaya çağrılıysa; bunu ancak devrimci önderliğiyle etle tırnak gibi kaynaşarak başarabilir.
Gorbaçov Lenin’in eseri olan ancak zaman içinde Lenin’in partisi olma niteliğini yitirmiş bir partinin genel sekreteriydi. Parti Leninist önderlik nosyonundan uzak bir konuma düştüğü için Gorbaçov ve benzerleri etkili noktalara yerleşebilmiş ve kapitalist yolu açabilmişti.

Finans-kapitalin dünya çapında yürüttüğü yeni saldırı dalgası, emekçilerin elinde kalabilmiş son kazanımları çekip almayı ve emekçilere ağır kölelik koşulları dayatmayı hedefliyor. Emekçiler dünyanın dört bir yanında bu saldırılara karşı direnç noktaları oluşturmaya çalışıyor. Emekçi direnişlerinin dünyanın dört bir yanında büyümesi, gelişmesi kaçınılmazdır.

Emekçi direnişlerinin bir devrim motoruna dönüşmesinin önkoşulu devrimin öncülerinin direniş kanallarıyla bütünleşmesidir. Bunun yolu Leninist önderlik nosyonunun teori ve pratik bütünlüğü içinde yaşama geçirilmesiyle açılacaktır. O yolu açmak için öne çıkanların elinde Lenin’in yükselttiği Kızıl Bayrak olacaktır. Gorbaçov ve benzerlerinin kirli elleriyle indirilen o bayrak bu kez çok daha yukarıya kaldırılacak, çok daha güçlü dalgalanacaktır.

Paylaşın