Cenk Ağcabay, Umut Yazıları

Sedat Peker ne diyor: Emperyalizmin “En kullanışlı uşakları” en yerli ve millilerden çıkıyor – Cenk Ağcabay

Ukrayna’da savaş devam ediyor ve bu savaş gerçekliğin güçlü propaganda kampanyaları aracılığıyla nasıl ters yüz edilebileceği konusunda ileri de tayin edici bir vaka olarak gösterilmeye adaydır. Faşist mafya şefi Sedat Peker’in Türk kontrgerillası ile ilgili son dönem ifşaatları ise konunun nasıl dallanıp budaklanıp Türk kontrgerillasından Ukrayna savaşına dek uzanabileceği mevzusunda önemli açılımlar sunuyor. Ukrayna savaşının gidişatına ilişkin bir dizi somut gelişmenin nasıl çarpıtıldığından konunun Türk kontrgerillasına uzanan boyutlarına kısa bir yolculuk ne demek istediğimizi daha iyi anlatacaktır.

Guardian gazetesinden Luke Harding geçtiğimiz günlerde Ukrayna’da savaşın sıcak cephelerini ziyaret etmiş ve Mykolaiv’den yazmıştı. Harding, savaşın sıcak cephelerindeki Ukrayna askerlerinin kararlılıklarının tam olduğunu gördüğünü yazıyor. Böyle olduğu için, Ukraynalı bir komutanın sözlerini de yazısına başlık yapmış: «’Bir zaman meselesi’: Ukraynalılar güneyi geri kazanmaya kararlı”

Ukraynalı asker ve komutanlar ülkenin güneyinde kaybettikleri toprakları tekrar kazanmakta kararlıymış ancak yine kendi ifadesiyle Harding’in cephede görüştüğü Ukraynalı komutanların ortak kanaati, “Herson’da büyük bir hamle yapmanın biraz uzak olduğu» yönündeymiş. Batı basınında iki aydan beri sürekli yinelenen Herson’daki «büyük Ukrayna karşı saldırısı» maalesef ufukta görünmüyormuş. Ukrayna karşı saldırısının neden ufukta görünmediğini Harding şu ifadelerle açıklıyor:

«Herson Bölgesi’nin batı sınırı boyunca uzanan güneşin kavurduğu tarlalarda, bölgeyi geri almaya yönelik herhangi bir başarılı çabada nakavt edici darbeyi vurmak için çağrılacak Ukraynalı savaşçılar siperlerinde sıkışıp kalmış durumda. Rus ikmal hatlarındaki kesintiler, Moskova güçlerinin topçu, mühimmat ve ağır silahlardaki ezici üstünlüğünü henüz aşındırmadı ve Ukrayna güçlerinin büyük kayıplar vermeden ilerlemesini imkansız olmasa da zorlaştırıyor.»

Harding cephedeki hakikati gözlemlerinden ve görüşmelerinden hareketle bu şekilde ortaya koyuyor ve savaşın gidişatına dair şu bilgileri veriyor: «Altı ay sonra, savaş belirleyici bir aşamaya giriyor. Önümüzdeki birkaç hafta Ukrayna’nın gelecek yıllardaki fiili sınırlarını belirleyebilir. Donbas’ın doğusunda Rus birlikleri ilerlemeye devam ederek Ukrayna kontrolündeki Bakhmut ve Sloviansk şehirlerine baskı yapıyor.»
Cephede gerçek durum bu. Ukrayna Ordusu bırakalım bir karşı saldırıyla kaybettiği alanları yeniden almayı, yerleştiği çeşitli noktalarda baskı altında. Rusya birliklerinin yavaş ama istikrarlı ilerlemesi devam ediyor. Ukrayna birliklerinden temizlenen bölgelerde yeniden inşa faaliyetleri hız kazanmış durumda. Ukrayna karşı saldırısı mitinin esas olarak savaştaki gerçek durumu gizlemek için yaratıldığı tam da propaganda kampanyasını güçlendirmek için orada bulunan Harding’in yazdıklarıyla daha fazla belirginleşiyor.
Son bir kaç haftada Kırım’da bir Rus askeri üssünde ve çeşitli noktalarda meydana gelen patlamaların sorumluluğu Ukrayna yetkilileri tarafından üstlenilmedi. Batı basınında yayınlanan bazı haberlerde, sabotaj eylemlerinin Ukraynalı «partizanlar» tarafından gerçekleştirildiği iddia edildi. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’nin danışmanı Mihail Kodolyak Guardian’a konuştu ve «işgal altındaki toprakların derinliklerindeki ikmal hatlarını vurarak ‘Rus kuvvetleri içinde kaos’ yaratmayı amaçlayan bir karşı saldırı» başlattıklarını açıkladı.

Bir karşı saldırı başlamıştı ama bu aylardır beklenen türden bir karşı saldırı değildi. Kodolyak, Rusya kontrolü altındaki bölgelerde bir tür gerilla savaşı başlattıklarını, önemli sonuçlar alacaklarını iddia ederken, «geçen yüzyılın, 60’ların, 70’lerin taktikleriyle» savaşmadıklarını vurguluyordu. Podolyak’la görüşen Batılı gazeteci, «bu açıklamalar» diyor «Ukrayna’nın ülkenin güneyinde tam bir karşı saldırıyı gerçekleştirebilmek için gereken asker ve askeri malzeme miktarını toplamakta zorlandığının kabulü olarak da yorumlanabilir.»

Artık nasıl yorumlarsanız?

Kodolyak’ın «yeni taktik» olarak sunduğu aslında bir tercihin değil, zorunluluğun ürünü. Bir karşı saldırı gerçekleştirme kapasitesinden yoksun olan Ukrayna Ordusu «yıpratma savaşı» taktiklerine başvurmak zorunda kaldı ve bunu yepyeni, benzersiz bir taktik olarak sunuyor. Ukrayna yönetimi zemin kaybettikçe daha da saldırganlaşıyor; öyle ki, Zelenskiy yeni bir kararnameyle Rusya’nın ele geçirdiği bölgelerde Rusya’dan insani yardım almayı «ihanet» kategorisine soktu ve insani yardım alanların 15 yıl hapis cezasına çarptırılacağını duyurdu.

Ukrayna savaşının gerçeklerine dair bir dizi yeni tanıklık Kanada’dan geldi. Ukrayna’da savaşa katılan bazı Kanadalılar ülkelerine döndü ve bir söyleşide yaşadıklarını anlattı. Ukrayna’da savaşan Kanadalıların Kanada ordusunun eski mensupları olması dikkat çekiyor. Soyadlarının açıklanmasını istemeyen Kanadalılardan Chris daha önce Ontario’daki bir nükleer istasyonda çalışıyormuş. Uluslararası SWAT timi ödülleri kazanmış silahlı bir taktik birim olan “nükleer müdahale ekibinin” bir üyesiymiş. İngiltere’deki bir yardım kuruluşu The Spearhead Foundation aracılığıyla savaşa katılmak için Ukrayna’ya gitmiş.
Bir başka eski Kanada askeri Paul, Ukrayna savaşı deneyimini anlatırken, «Burası Afganistan değil, burası Irak değil. Bir deliğe saklanıp bombalanmayı bekliyorsunuz. Her an ölebilirsiniz, tek kurşun atmadan ölebilirsiniz. Destek yoktu. Lojistik yoktu. Erken bilgi yoktu. Boktan drone görüntüleri vardı. İnsanlar öldü ve görev başarısız oldu…. Bundan sonra ben ve (diğer yabancı savaşçılar) ‘Yorulduk ve işimiz bitti’ dedik.» diyor.

Kanadalı yabancı savaşçılar deneyimlerini bu ifadelerle dile getiriyor. Rus ordusunun ikmal hatlarına saldıran «partizanlar» ise çok zaman geçmeden New York Times gazetesinin sayfalarına konuk oldu. Kod ismini bir Pagan Slav ateş tanrısından alan Svarog, «savaştan önce Ukrayna’daki paramiliter gruplarla bağlantılı Sağ Sektör ve Azov Taburundan eğitim» aldığı bilgisini veriyor. Svarog ve arkadaşı Viking’in anlattığı çeşitli sabotaj eylemlerinden bir kahramanlık destanı yazan liberal New York Times faşist Sağ Sektör ve Azov taburu üzerinden faşizm propagandası yapmaya devam ediyor. (Behind Enemy Lines, Ukrainians Tell Russians ‘You Are Nunca Safe’ 16 August)

İddiaya göre, Kırım’dki patlamalar sonrası Rusya bölgede kontrolü kaybetme tehlikesiyle yüz yüze gelmiş ve Rus yöneticiler büyük bir kaygı içindeymiş. Rus birliklerinin istikrarlı ilerleyişini durduramayan Ukrayna kaygılı değil ama bir kaç sabotaj eylemi nedeniyle Rus yetkililer büyük kaygı içindeymiş. Bu savaşın esas olarak büyük bir propaganda savaşı olduğunu bundan daha iyi gösterecek ögeler herhalde zor bulunur.
Zelenskiy’nin son kararnamesi, onun artık kendi halkına savaş açmak zorunda kaldığının en önemli göstergesidir. Aç ve yorgun insanların Rusya’nın insani yardımlarını kabul etmesini engellemek için yayınlanan kararname Ukrayna yönetiminin gerçek doğasını çok iyi yansıtmaktadır. Ukrayna yönetimi ve direnişi denilen şey, alanı giderek daralan emperyalizm destekli bir çetenin faşistlerle tam işbirliği içinde ülkeyi büyük bir yıkıma sürüklemesidir.

Ukrayna yönetimi demişken Sedat Peker ifşaatlarıyla gündeme gelen bir ismin anlattıklarına yakından bakmak gerekir. Necib Hablemitoğlu suikastı zanlısı Nuri Gökhan Bozkır Ukrayna’dan bir operasyonla Türkiye’ye getirildi. Buz at ifadesinde, Ukrayna’dan temin ettikleri silah ve mühimmatları Suriye’de cihatçı çetelere nasıl sattıklarını anlatırken şunları söylüyor:

«Ukrayna mühimmatının çoğu, kutuların işaretlerinden kanıtlanacağı gibi Luhansk bölgesindeki Svatovo ve Bakliya’daki ordu depolarından sağlandı. Yani tam olarak 2015 ve 2017’de patlayanlar ve yananlar.»

Konuyu yakından takip eden bir Türkiyeli gazetecinin yazdıklarına göre:

«Eski Özel Kuvvetler mensubu Bozkır Ukrayna’da Svatova ve Balakliya’daki askeri depolardan çalınan mühimmatın Suriye’ye satıldığını, hırsızlığın ‘kaza süsü verilen’ patlamalarla kamufle edildiğini anlattı. Luhansk Svatova’daki mühimmat deposunda 19 Ekim 2015 günü yaşanan patlamada dört kişi ölmüş, 54 kişi yaralanmış, on binden fazla insan evlerini boşaltmak zorunda kalmıştı. Balakliya’daki patlamadan sonra 100 bin ton, Kalinovka’da 39 bin ton, Ichne’de 65 bin ton mühimmat ‘imha’ olmuştu. Strana’da yayımlanan röportajın ardından, Rusya’ya yakın pikinform.ru sitesi 4 Şubat 2022’de üç patlamadan sonra imha olduğu söylenen 204 bin ton mühimmatın gerçekten patlaması halinde çevredeki düzinelerce yerleşimi ortadan kaldıracağına dikkat çekerek, patlamaların Bozkır’ın Ukraynalı generallerle Suriye’ye kaçırdığı mühimmatın üzerini örtmek için gerçekleştirildiğini ileri sürüyordu.» (Patlayanlar ve Yananlar, Cengiz Erdinç, kisadalga.net)

Zamanımızın kahramanı Ukraynalı generaller Türk kontrgerillası ile birlikte kendi cephaneliklerinden çaldıkları silah ve mühimmatı Suriye’deki cihatçı çetelere satmış. Bu işin merkezinde yer alan Bozkır böyle diyor ifadesinde. O Ukraynalı generaller bugün dünyaya «vatan sever», «kahraman» olarak satılanlar. Batı basınında bir kaç aydır konuşulan bir meseleye, Ukrayna’ya akıtılan silahların akıbetine bir de buradan bakmak iyi olmaz mı? Adamların sicilini Bozkır ifadesinde anlatıyor. Bu «vatan severlerin» en az Türkiye’deki «yerli milli» unsurlar kadar vatansever olduklarında hiç kuşku yok. Tarih Amerikan emperyalizminin en kullanışlı yerel uşaklarının «en yerli ve milli unsurlardan» çıktığına işaret ediyor hem Türkiye’de hem Ukrayna’da.

Paylaşın