Kadın - LGBTİ+

Kadın gazeteciler: Polis şiddetine karşı örgütlü mücadele edilmeli

Türkiye’de baskı, şiddet ve mesleki zorluklara rağmen kadın gazetecilerin inatla sahada bulunduklarını belirten Ankara’daki gazeteciler, polis şiddetine karşı örgütlü mücadele çağrısı yaptı.

Basına yönelik baskı, şiddet ve hak ihlallerinin arttığı Türkiye’de, Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ) verilerine göre 1 Ocak-5 Ağustos 2022 tarihleri arasında 41 kadın gazeteci fiziksel şiddete maruz kalırken, 17 kadın gazeteci gözaltına alındı. Yanı sıra birçok gazeteci sahada polis tarafından sözlü tacize maruz kaldı. 16 Haziran’da Diyarbakır’da aralarında JINNEWS Haber Müdürü Safiye Alagaş ile gazeteciler Neşe Toprak, Elif Ungur ve Remziye Temel’in de bulunduğu 4’ü kadın 16 Kürt gazeteci tutuklandı. Son olarak Ankara’da Suruç Katliamı anması ve KESK’li kadınların eylemini takip eden gazeteciler, polisin hedefi oldu. En az 8’i kadın birçok gazeteci, biber gazı ve plastik mermi ile polis saldırısına ve şiddetine maruz kaldı.  

Ankara’da bulunan gazeteciler Kübra Kırımlı ve Sibel Hürtaş, mesleklerini icra ederken, karşılaştıkları zorlukları, polis şiddeti ve hak ihlallerine ilişkin konuştu. 

Kadın gazeteci olmak 

Evrensel gazetesi muhabiri Kübra Kırımlı, iktidarın kadınları “makul alanlara” hapsetmek istediğini, bu nedenle de sahada kadın gazetecilerin hedef alındığını çünkü yazdıklarının iktidar için tehlike arz ettiğini söyledi. Kadınların bu alanda dezavantajlı konumda çalışmak zorunda kaldığını dile getiren Kırımlı, meslekteki zorlukların yanı sıra sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldıklarına değindi. Sahada el, kol hareketleri, itişmeler ya da engelleme söz konusu olduğunda şiddet gibi görülmediğini söyleyen Kırımlı, gazeteciliğin böyle kanıksandığını ifade etti. “Neden gazetecilik tehlikeli meslekler arasında lanse ediliyor? Neden haberler yasaklanıyor? Basın açıklamalarına neden izin verilmiyor?” diye soran Kırımlı, halkın haber alma hakkının peşine düşmesi ve gazetecileri desteklemesi gerektiğini belirtti. Kırımlı, gazetecilerin birbirini desteklemesi ve örgütlü mücadele etmesi gerektiği çağrısı yaptı. 

‘Ciddi polis şiddeti var’

Mediaport.net Genel Yayın Yönetmeni Sibel Hürtaş ise, Genelkurmay’ın başlattığı “andıç” uygulamasından AKP’nin akreditasyon sistemine kadar basına dönük şiddetin sürdüğünü belirtti. Yasakların giderek yaygınlaştığını ifade eden Hürtaş, şöyle dedi: “Yasaklar kurumlar, belediyeler derken sokaklara gelmeye başladı. Haber alabildiğimiz tek yer sokaklar olmaya başladı. Sokakta da basın kartı soruyorlar. Bir şekilde haber takibi yaparken, kameralarımız polis kalkanlarıyla kapatılmaya başlandı. Kamerayı biraz yukarı kaldırdığımızda bu defa o kamerayı tutan kollarımız kırılmaya başladı. Sokakta ciddi bir polis şiddeti var. Diğer kurumlara girebilsek belki orada da olacak. Giremediğimiz için oradaki şiddetle karşılaşmadık. Kurumlara giremiyor olmamız da bir şiddet ve önemli bir ihlaldir.” Sokakta haber takibi yaparken sürekli tehdit, baskı, şiddet ve gözaltına maruz kaldığını ifade eden Hürtaş, 2 sene önce baro eylemlerini takip ettiği süreçte şiddete maruz kaldığını, söz konusu polislerin takipsizlik alırken, kendisi hakkında “darp etme” iddiasıyla dava açıldığını hatırlattı. 

‘Gazeteciler susturulmak isteniyor’

AKP’nin her siyasi krizde basına yönelik baskıları artırdığına dikkat çeken Hürtaş, “AKP 2007’den itibaren medya gruplarının sermayesine el koymaya ve buralara kendine yakın iş adamlarını aldırmaya başladı. Gezi olaylarından sonra gazete ve televizyonlarda ciddi tasfiyeler yaşandı. Gazeteciler, toplu işten atılmaya başladı. Şu an AKP, siyasi hayatının en büyük krizini yaşıyor. O yüzden daha saldırgan şekilde sokağa çıkan gazeteciyi dövüyor. Diyarbakır’da 16 gazeteciyi tutukluyor. Sosyal medya yasası getirerek, ‘hakikati de yalanı da ben belirlerim’ diyor. RTÜK eliyle muhalif kanallara ceza yağdırıyor. Sokakta da bizlere şiddet gösteriyor. Krizi bertaraf etmenin yolu gazetecileri susturmaktan geçiyor” dedi.

‘Cezasızlık cesaret veriyor’

Tüm gazetecilerin polis şiddetinin hedefinde olduğunu belirten Hürtaş, bunun karşısında kadın gazetecilerin daha fazla sahada bulunarak, inatla mesleklerini icra etmeye çalıştıklarını söyledi. Hürtaş, şöyle devam etti: “Ankara’da polis şiddetinin daha fazla yaşanmasının sebebi sosyal, siyasi eylemlerin odağında olmasıdır. Özge Uyanık, Dilan Babat, Emel Vural gibi örnekler var. Kadın gazeteciler hem erkek hem de kadın polislerin hedefindeler. Geçtiğimiz günlerde polis, haber takibi yapmak için arama noktasından geçen gazeteci Seda Taşkın’ı ‘zaten üstüne bir şey giymemişsin geç’ diyerek kadın kimliğine, bedenine sözlü tacizde bulundu. Örnekleri bitmez ancak Ankara polisinin şiddetine dönük yapılan suç duyurularının hepsi cezasız bırakıldı. Şiddetin asıl suçlusu da ‘dur’ demeyenler ve cezalandırmayanlardır.”

MA

Paylaşın