İsmail Güldere, Umut Yazıları

Rojava’da DEVRİM 10. yılında – İsmail Güldere

Paris Komünü hem gerçekleştiği dönem hem de sonrası için yarattığı 72 günlük devrim deneyimi ile tüm dünya devrim mücadelelerine örnek oldu ve ulaşılması gereken bir hedef olarak tarihte yerini aldı. Paris Komün’ünü devam eden yıllarda başta Ekim devrimi olmak üzere Çin, Latin Amerika devrimleri izledi ve dünya tarihine unutulmaz devrim yıllarını büyük bir devrim mirası olarak bıraktı.

Devrimci mücadelenin umudunu pekiştiren ve inancını güçlendiren bu devrim yılları yaşandıkları dönem zarfında işçi sınıfı ve ezilen halkların iktidarını kurarken geleceklerinde ise bu mücadelelerin yol ve yöntemlerine hem pratik hem de teorik bir bakış açısı oldu. Günümüzden yüzyılları aşan uzaklıkta olan bu deneyimler ışığında bugünün koşullarında gerçekleşen devrim mücadeleleri ve devrimler benzer öneme sahip olmaya devam ediyor.

Bu devrimlerden coğrafyamıza en yakını olarak gerçekleşen Rojava devrimi bugün 10. yılını kutluyor. Kendi devrim iktidarını kurmaya çalışarak ve aynı zamanda işgalci-sömürgeci saldırılara direnerek yıkılmadan geçen bu 10 yıl devrim mücadelesi açısından önemli bir yerde duruyor.

Kuzey-Doğu Suriye bölgesinde Kobane’den başlayarak kanton kanton örgütlenen bu devrim Arap baharının etkisiyle ayaklanmış, dört parça Kürdistan’dan Rojava (Batı) olarak bilinen bölgelerden biri olarak ezilenlerden yana bir öz-yönetim anlayışı geliştirerek ayakta kalan tek yer olması itibariyle dikkat çekiyor. Suriye’de başlayan Arap baharı etkisiyle ayaklanan güçler içerisinde kendi bölgesini korumak amaçlı Kürt’ler öncülüğünde örgütlenen bu devrim, devamında bölgenin diğer halklarını da içine katarak geniş bir kitleye ulaştı. Aynı zamanda askeri olarak kendi savunmasını da oluşturan bu örgütlenme sadece devrim fikrini geliştirme değil, onu sürdürme ve koruma noktasında da rol oynadı.

Suriye’nin özgün siyasi koşullarında gerçekleşen bu örgütlenmenin devrim niteliğini kazanması bir çok teorik tartışmaların da kapısını açtı. Burada işçi sınıfının varlığı, devrimci bir partinin yapısı, siyasal faaliyetlerin içeriği gibi bir çok konu devrim mi – değil mi sorularını sordurdu ve cevaplar arandı. Tarihsel kıyas ve karşılaştırmalar da bu doğrultuda yapıldı.

Bir çok liberal, reformist ve “Türk solu” için devrim olmayarak ya da görünmez bir devrim olarak ele alınan Rojava devrimi kendi özgünlükleri, uygulamaları ve hedefleri itibariyle tarihteki yerini alırken aynı zamanda görünürlüğünü 10.yılında her türlü tehdit ve saldırı karşında büyütmeye devam ediyor.

Ekim devrimi gerçekleştiği zaman Avrupa solunun, menşevik siyasetin benzer tepkileri ile karşılaşan bolşevikler tarihteki yerlerini alırken aynı zamanda devrimlerin oluşumunu bir teorik sıralamaya göre değil özgün koşulların patlamalı ve sıçramalı yönleri ile gerçekleşebileceğini gösteriyorlardı. Hatta İtalyan devrimci Gramsci Ekim devrimi ile ilgili bir tanımlamasında “Kapital’e karşı devrim” diyerek Marksist teorinin Leninist pratikle nasıl buluştuğunu farklı bir ifadeyle yorumladı. Bu tanım doğrultusunda Rojava devrimine de şovenizmin zehirlemesi içinde bulunan reformist, liberal “Türk solu”na karşı devrim demek yerinde olabilir.

Rojava devrimi tam anlamıyla bir sosyalist devrim değildir, ancak rotası itibariyle hedeflediği şey sosyalizme içkin üretim ve toplumsal ilişkiler bütünüdür. Kürt Özgürlük Güçleri’nin kendi ideolojik perspektiflerinde geliştirdikleri özerk, öz-yönetim, konfederal, modernite, jineoloji başlıkları bu devrimin coğrafyasal ve kültürel özgünlüğünü ifade ediyor. Bunu doğru anlamamak, Marksist-Leninist statükocu bir kılıfa bu devrimi sokmaya çalışmak onu kendi öz bağlarından, maddesinden koparmak anlamına gelir. Örgütlenme biçimi olarak kapitalist üretim ilişkilerinin, işçi sınıfının tam gelişmediği bir bölge olması itibariyle bir çok siyasal, kültürel, ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan bu bölge aynı zamanda Orta Doğu’da yürütülen emperyalist işgalcilik ve savaşın da merkez noktalarından biri olmasına rağmen devrimi yürütme başarısını göstermiş bulunuyor. Bu başarının temelinde halkın kendi kendini yönetme isteğini görmemek, özgürlük talebini yok saymak devrimin içeriğini anlamlandırmada sorun yaratabilir. Rojava halkları bu sebepten kaynaklı temel bir örgütlenme stratejisi ile özerk yönetim önderliğinde komünler ve meclisler eşliğinde hem toplumsal hem de askeri örgütlenmesini gerçekleştiriyor.

Ayrıca Rojava devrimi Arap baharından sonra bölgede emperyalizmin tüm gerici örgütlenmelerine rağmen tek ayakta kalmış, kadın özgürlükçü, seküler bir örgüt formunu ve toplumsal inşayı da temsil ediyor.

Rojava devrimi bugün sadece kendi sınırlarında gelişen bir devrim özelliği değil tüm Orta Doğu’yu kapsayacak bir devrimci gelişimin nüvesini içinde barındırıyor. Bu anlamıyla Rojava devrimi tüm maddi ve manevi yeni bir toplumsal yapı için ortaya çıkartmış olduğu üretim ilişkileri ile öncül bir eşik pozisyonu kazanmış oluyor.

Bu 10 yıl içinde devrim kendini hem savundu hem de korudu. Tüm dünyanın başına bela olan DAİŞ çetelerini yendi, faşist Erdoğan iktidarının işgal saldırılarına karşı direndi. Hem politik-askeri yapısı ile hem de bölge halklarının geleceğini birlikte kurma iradesi ile Rojava devrimi tüm dünya siyasi sahnesinde şimdiden yerini almış bulunuyor.

Türkiye ve Kürdistan devrim mücadelesinin de ön cephesi haline gelen Rojava devrimi içinde barındırdırdığı Enternasyonalist devrimcilerle birlikte hem daha kararlı hem de daha güçlü 10.yılını kutluyor. Bugün Rojava devrimi bir kez daha faşist Türk devleti tarafından boğulmak, yok edilmek isteniyor. Rojava devrimini savunmak artık devrim ve karşı devrim güçlerinin karşı karşıya gelme arenası olarak öne çıkıyor. Tıpkı İspanya iç savaşında faşist Franco’ya karşı İspanyol devrimcilerle buluşan enternasyonalist devrimciler gibi Rojava’lı Kürt, Arap, Süryani, Aşuri halklarla buluşmak, yan yana ve daha güçlü olmak gerekiyor.

Rojava Devriminin savunulması günümüz siyasi konjoktüründe faşist Erdoğan iktidarının yıkılmasından geçiyor. Rojava devriminin büyümesi ve gelişmesi bu dayanışmaya bağlı bulunuyor.

Rojava, Türkiye ve Kürdistan devriminin ön cephesi, Türkiye ve Kürdistan devrimi Rojava’nın devrim geleceği olarak iç içe geçmiş bir birleşik devrimci mücadelenin gerekliliğini öne çıkartıyor. Yaşasın 10.yılında Rojava Devrimi.

Paylaşın