Cenk Ağcabay, YAZARLAR

Japon militarizminin canlanmasını kimler neden istiyor? – Cenk Ağcabay

Japonya’nın eski başbakanı Şinzo Abe’nin bir suikast sonucu yaşamını yitirmesinin ardından yapılan seçimi, partisi Liberal Demokrasi Partisi kazandı. Parti yetkilileri, suikastın belirlediği bir atmosferde gerçekleşen seçimin ardından yaptıkları açıklamalarda, Abe’nin siyasal mirasını yaşatacaklarını ve onun çerçevesini çizdiği projelere bağlı kalacaklarını vurguladı.

ABD’nin etkili yayın organlarından Washington Post’un editöryası seçimin ardından Abe’nin ölümü ve Japonya  hakkında bir başyazı yayınladı. Editörya paragraflar dolusu Abe güzellemelerinin ardından, onun bağlı kalınması gereken projelerinin neler olduğunu şu şekilde özetledi: “Bay Abe, ülkesinin İkinci Dünya Savaşı sonrası gelişimini korumak için: Abenomics olarak bilinen agresif teşvik planıyla durgun ekonomisini sarsarak; ABD, Hindistan ve Avustralya ile birlikte ‘Hint-Pasifik’ için yeni bir stratejik vizyon ortaya koyarak ve Japonya’nın ordusunu modernize ederek güncellemesi gerektiğini gördü. Sayın Abe, tüm bunların Çin’in -yükselişine ve Tayvan’a yönelik olası tehdide- ve Kuzey Kore’nin nükleer potansiyeline karşı koymak için gerekli olduğunu doğru bir şekilde gördü.”

(https://www.washingtonpost.com/opinions/2022/07/11/us-should-support-japans-move-legitimize-its-military/, 11 Haziran 2022)

Abe’nin stratejik vizyonu böyle özetlenmişti. Japonya’nın askeri kapasitesini yeniden yükseltmesi gerekiyordu çünkü onun ‘Yükselen Çin’ tehdidine karşı bir ABD piyonu olarak sahne alması isteniyordu. Editörya, ABD’nin bu talebini son derece şık sözlerle iletmişti. Bu talebin ne anlama geldiğini ve ne tür sonuçlar yaratma potansiyeline sahip olduğunu son derece iyi biliyorlardı. O kadar öyle ki, yazılarında şu ifadeleri rahatlıkla kullanmışlardı:

“Amerika Birleşik Devletleri ve diğer demokrasiler, demokratik bir Japonya’nın askeri kapasitesinin meşrulaştırılmasını desteklemelidir. Elbette Japonya’da militarizmin korkunç mirasının bilincinde olan pek çok kişi bu fikirden hala çekinmektedir. Güney Koreliler ve Çinlilerin Japon işgaline dair acı hatıraları var. Ve hiç şüphesiz bu değişikliğe en güçlü destek, Bay Abe’nin uzun süredir temsil ettiği muhafazakar milliyetçi Japon çevrelerinden geliyor.”

“Korkunç miras” Asya-Pasifik’i kana bulamak için yeniden canlandırılmak isteniyor. Amerikan emperyalizmi, Çin’i geriletmek için kullanacağı araçlar arasında “militarist bir Japonya” seçeneğine oynamak istiyor ve WP editöryası bunu artık açıkça dillendiriyor. Seçim sonucunda Abe’nin partisinin “militarist Japonya” için gerekli anayasa değişikliklerini gerçekleştirebilecek bir parlamento çoğunluğu sağladığını belirten editörya, Japonya’nın askeri faaliyetlerine sınırlar çizen 75 yıllık anayasayı “modası geçmiş” olarak tanımlıyor. Anlaşılıyor ki, zamanımızın modası daha fazla “militarizm ve savaş”…

Abe sonrası partinin başına geçen ve başbakanlık görevini sürdüren Fumio Kisida yeni açıklamasında, parlamentoda yeterli çoğunluğu sağladıklarını ve anayasa değişikliği için harekete geçeceklerini söyledi. Kisida’nın bu sözlerini değerlendiren bir yazı Çin hükümetinin görüşlerini yansıtan Global Times gazetesi editöryası tarafından kaleme alındı. GT editöryası, anayasa değişikliği ve yeniden askerileşme girişiminin Japonya’nın bir iç meselesi olarak kabul edilemeyeceğini belirtirken, “Japon militarizminin mağdurlarının endişelerini dile getirmek ve Japonya’nın anayasa değişikliklerini sorgulamak için nedenleri ve gereklilikleri vardır.” dedi.

(https://www.globaltimes.cn/page/202207/1270287.shtml, 12 Haziran 2022)

Editörya, Japonya’nın “Tarihi konularda Asya’daki komşularından ciddi şekilde özür dilemediği” vurgusunu yaptı ve anayasanın bugüne dek yürürlükte kalmasını sağlayan asıl unsurun Japonya’daki “barışsever insanlar” olduğunun altını çizdi. Japon sağının bu değişiklik için hep tetikte beklediğini belirten editörya, bu girişimin asıl amacının “NATO’nun Asya-Pasifik bölgesine girmesi ve Rusya-Ukrayna çatışmasının Tayvan sorununu büyütmek için kullanılması” olduğu saptamasını yaptı. Editörya’nın bir başka vurgusu anayasa değişikliği girişiminde ABD’nin rolü üzerineydi ve şöyle ifade edilmişti: “Bu konuda ABD’nin rolünden bahsetmek gerekir. Japonya bugün hala en çok Washington’un görüşlerini önemsemektedir. ABD’nin izni olmadan Japonya anayasasını değiştirecek kadar cesur olamazdı.”

Editörya bu saptamalarının ardından önemli uyarılar yaptı:

“Tokyo artık anayasasını değiştirme arzusu için girişimde bulunmaktan çekinmiyor. Askeri bir rol oynamakla tamamen ilgileniyor, hatta ABD’nin teşvikiyle biraz da kendini kaptırmış durumda. Ancak Japonya’nın içindeki ve dışındaki barışsever güçler asla boş duramazlar. Tokyo’nun anayasa değişikliklerinin sihirli kutusunu açmasını engellemek için ellerinden geleni yapmalıdırlar. Japon hükümeti militarizmin sonunun uçurum olduğunun farkına varmalıdır. Tarih bunu bir kez kanıtladı. İkinci kez kanıtlanmasına gerek yok.”

Japon emperyalizminin saldırganlığının geçmişte komşularında yarattığı yıkımın ve katliamların anıları henüz tazedir. Bölge halklarının kolektif belleğinde canlı bir biçimde yaşamaktadır. Doğal olarak, “Yeniden militaristleşme” girişimi bölge halkları tarafından ciddi bir tehdit olarak algılanmaktadır. NATO’nun Asya’da genişlemesinin bir aracı olarak tasarlanan bu girişimin nedeni ve olası sonuçları tüm taraflarca iyi bilinmektedir. WP editöryası projeyi tüm kapsamıyla açıklamıştır. Bu girişimin bölgeye büyük bir yıkım dışında getireceği hiçbir şey yoktur. ABD emperyalizminin jeo-stratejik planları doğrultusunda geliştirilen bu projeye karşı bölge halkları ayağa kalkacaktır. Japon emekçileri Japon egemen sınıflarının ve ABD emperyalizminin çıkarları için yaratılacak bir kan deryasında boğulmamak için mücadeleyi yükseltecektir. Japonya’nın yeniden militaristleşmesi bölgesel sınırları aşan bir konudur. Amerikan emperyalizminin önderliğinde Çin ve Rusya’ya karşı geliştirilen savaş politikasında tuttuğu yer açısından bakıldığında; sonuçları tüm insanlık ve yerküre için korkunç olacak bir savaşı ateşleme potansiyeline sahiptir. GT editöryasının uyarıları bunun önemli bir göstergesidir. Dünyadaki anti-kapitalist, anti-emperyalist tüm güçlerin Japonya’nın yeniden militaristleşmesine karşı tutumunu net bir şekilde ortaya koyması; NATO’nun genişleme politikalarına karşı aktif bir karşı duruş geliştirmesi gerekmektedir.

Paylaşın