Emek - Sermaye

Direnişteki Pressan işçileri’nden gazetemize mektup

Bizler TOMİS üyesi işçileriz. Pressan’daki ağır çalışma koşullarına, düşük ücretlere, baskı ve mobbing’e karşı TOMİS sendikasına üye olduk. Ocak ayı başından itibaren karşı karşıya kaldığımız dayatmalara karşı mücadele ettik. Bölümlerde arkadaşlarımızla bir araya geldik, taleplerimizi oluşturduk. İş durdurarak yöneticilere taleplerimiz iletmemizin ardından yönetim temsilcilerimizle taleplerimiz görüşeceğini söyledi. Tüm bölümlerin seçtiği Selçuk arkadaşımız taleplerimizi yönetimle görüştü. Ocak ayı itibariyle başta Selçuk arkadaşımız olmak üzere birkaç arkadaşımız işçilerin iradesi doğrultusunda sözcülüğümüzü yaptı. Fabrikada gelişen tepkileri kontrol altına almak isten yönetim, ikramiye, alışveriş çeki gibi ek ödemeler yapmak zorunda kaldı. Birlikte ortaya koyduğumuz irade ve bu iradenin sonucu açığa çıkan sınırlı kazanımlar sendikaya mesafeli duran arkadaşlara güven vermeye başladı. Bir çok arkadaşımız fabrikada geçmişteki sendikal deneyimlerden dolayı güvensizlik duyuyorlardı. Bizim anlayışımız başından itibaren “söz, yetki, karar” hakkının işçilerde olduğu gerçek sendikal yapı inşa etmekti. Keza Pressan’da geçmişte birkaç kere sendikalaşma deneyimi yaşanmıştı. Son iki deneyim ise Türk Metal çetesine ait. İşçilerin iradesini, inisiyatifini tanımayan bu çete patron saldırıları karşısında üye yaptığı işçileri her seferinde ortada bıraktı. Bu durum arkadaşlarımızın sendikalara güvensizleşmesi gibi bir sonuç doğurmuştu. Bizim pratiğimiz bunu aşan bir deneyim oldu.

Keza biz Pressan’da örgütlenirken Türk Metal çetesi de üyelikler yapıyordu. Ocak’tan bu yana belli aralıklarla Türk Metal üyesi işçiler işten atıldı. Bunların bir kısmı sendikayı işten atılmak için kullanmak isteyen kişilerdi. Bu amaçla TOMİS’e üye olmak isteyen fakat fabrika komitesinde aldığımız kararla bizim üyeliklerini kabul etmediğimiz kişilerdi. Biz bu arkadaşlara sendikanın işten atılma aracı değil mücadele örgütü olduğunu anlattık. İçerde emek mücadelesini vereceklerse kapılarımızın sonuna kadar açık olduğunu ifade ettik. Bizden beklediklerini bulamayınca Türk Metal’e gidenler oldu. Bu işçilerin bir kısmı bilinçli olarak kendilerini deşifre ettikleri için daha iyi çalışma koşulları isteyen ve Türk Metal çetesine üye olan işçilerinde atılmasına neden oldular. Türk Metal çetesi hakları için üye olan arkadaşlarımıza hiçbir destek sunmadı, davalarını dahi açmadı. Bu arkadaşların samimi olanlarına bizim sendikamız gereken desteği sundu.

Sendikayı tabandan inşa etmek için adımlar attık!

Sürecin başından itibaren örgütlenme çalışmamızı sağlam temellere oturtmaya, işçi arkadaşlarımızı mücadeleye katarak yol yürüdük. Bizim tutumlarımız bir çok arkadaşımıza güven verdi. İçerdeki örgütlenmemiz güçlendikçe, işçi arkadaşlarımız bilinçlendikçe fabrika yönetimi üç beş kuruşla bizim birliğimizi dağıtmaya çalıştı. Bu adımlarıynda başarısız olunca bu sefer işten atma saldırısını devreye soktular. 19 Mayıs günü telefonlarımıza gelen mesajla işten atıldığımızı öğrendik. Tatil gününe getirerek bu işi sessiz sedasız kapayacakların zannediyorlardı. Bizim üzerimizden içerdeki arkadaşlarımıza göz dağı vererek birliğimizi dağıtmayı ve arkadaşlarımızda moral kırılma yaratmayı hedefliyorlardı. Yanıldılar! İş başı yapıldığı gün sendikamızla birlikte fabrika önüne gittik. Basın açıklaması gerçekleştirerek saldırlar geri çekilmezse direnişe başlayacağımız ilan ettik ve başladık. Bizim direnişimiz yeni işten atmaların önün kestiği gibi arkadaşlarımızın daha fazla kenetlenmesini sağladı. Direnişimizin her günü yeni üyelikler artmaya başladı. Hesabı boşa düşen fabrika yönetimi bu sefer işçi arkadaşlarımızın başına, direniş alanına, fabrika çıkışlarına ek kameralar taktılar. Ses kaydı yapan kameralarla arkadaşlarımızın üzerinde baskı kurmaya çalıştılar. Dışarda yanımıza gelen, selam veren arkadaşlarımızı içerde ikna odalarına çektiler sendikamızdan istifaya zorladılar. Her gün keyfi gerekçelerle tutanak tutmaya çalıştılar. Bu saldırıları da karşılık vermeyince yöneticiler, bölüm sorumluları, şefler, usta başları ile toplantı yaparak işçileri direniş çadırımıza yürütmeye çalışarak provokasyon girişiminde bulundular. Çay paydosunda bütün işçileri bahçede toplamaya çalıştılar. Bahçede sınırlı sayıda kişi toplandı. Bunların çoğunluğu da yöneticilerden oluşuyordu. Önden hazırladıkları metinle sendikamızı ve direnişimizi karalayan konuşma yapmaya başladılar. Bizde dışardan konuşmalarla arkadaşlarımıza gerçekleri anlattık. Nasıl bir oyunun parçası haline getirilmek istendiklerini anlayan arkadaşlarımız yöneticilerin bulunduğu alandan ayrıldılar. 15-20 kişi yanlarında kaldı. Bu kişileri bile bize karşı harekete geçiremediler. Yönetimin işçiyi işçiye kırdırmaya çalışan provokasyonu içerdeki üyelerimizin çabaları ve bizim dışardan müdahalemizle boşa düşürüldü. Bu girişimden sonra onlarca arkadaşımız bizi aradı. Bazıları yöneticilerin baskısı ile bize karşı yapılan provokatör toplantıya katıldıkları için özür dilediler. Yöneticilerin amaçlarını anladıklarında hareket etmediklerini söylediler. Direniş boyunca en fazla üyeyi o gün yaptık. 

Pressan patronu ve yönetiminin saldırılarını boşa düşürdükçe her seferinde daha alçakça yöntemler denemeye başladılar. Pressan yönetimi yalnız hareket etmiyordu. MESS üyesiydi ve MESS’le birlikte hareket ediyordu.

Patron MESS üyesi, işçinin sendika hakkına saldırıyor!

Pressan patronu uzun yıllardır Metal Eşya Sanayicileri Sendikası üyesi. 2006 yılına kadar fabrikada BMİS yetkili sendikaymış. Patron bazı işçi temsilcilerini satın alarak BMİS’in yetkisini düşürmüş. 2006 yılından bu yana birçok kez sendikalaşma girişimlerini, işçileri satın alarak, işten atarak boşa düşürdü. MESS’in deneyimlerine hâkim Pressan patronu MESS uşağı Türk Metal çetesini dahi fabrikasına sokmuyordu.

Direnişimiz başladığında karşısındaki sendikanın satın alınacak bir sendika olmadığını, TOMİS üyesi işçilerinde bilinçli ve örgütlü olduğunu görmüş oldu. Her türlü saldırısının boşa düşmesi patronu iyice sıkıştırdı. Bu sefer daha büyük saldırı dalgasını devreye soktu.

Direnişin başından itibaren Anayasa, Yasa, Uluslararası Sözleşmeleri çiğneyen patronun saldırılarına valilik, bakanlık sessiz kaldı. Devletin yetkili kurumları da işlenen suçlara ortak oldu. Direnişimizin karşısındaki cephe her geçen gün genişledi. Şimdiye kadar hayata geçirdiği saldırılarla TOMİS’i fabrikada söküp atamayacağını gören yönetim bu seferde Türk Metal çetesini devreye soktu. İşçi arkadaşlarımız tek tek yöneticilerin odalarına çekilerek “Sendika istiyorsanız, alın size Türk Metal” denildi. Türk Metal’ e üye olmayanların işten atılacağı tehdidiyle e-devlet şifreleri alındı. Şifrelerini vermeyen işçi arkadaşlarımız tehditlerle, tutanaklarla sindirilmeye çalışıldı. Birçok işçi arkadaşımız tehdit ve zorla Türk Metal’e üye yapıldı. “Bu fabrikayı yıkarım, hiçbir sendikayı buraya sokmam” diyen fabrika patronu işçi arkadaşlarımızı Türk Metal’e üye yapmak için gece gündüz fabrikadan ayrılmadı. Patron ve yöneticiler tehditle TM çetesine üye yapamadığı işçileri şeflik, TM temsilciliği gibi rüşvetlerle satın almaya çalıştı…

Bu saldırıları da püskürteceğiz!

Sermaye sınıfı tüm kurumlarıyla birlikte Pressan’a TOMİS’i sokmamak için çalışıyor. Çünkü biliyorlar ki Pressa’na TOMİS girerse ülkenin en büyük Sermaye örgütü MESS-Türk Metal çetesinin metal işçileri üzerindeki tahakkümü büyük bir darbe alacak. Buda Türkiye işçi sınıfının yıllardır çeteler aracılığıyla kollarına vurulan prangaların parçalanması için önemli bir adım olacaktır. Tamda bu nedenle sermaye ve devletin ilgili kurumları Pressan da topyekûn saldırı gerçekleştiriyorlar. Düşünün;  direnişin bir aşamasından sonra fabrika içine 40-50 sivil polis giriyor, Çevik kuvvet, akrep tipi araçlar getiriliyor, işçiler korkutulmaya çalışılıyor, aynı anda Türk Metal çetesine işçilerin e-devlet şifreleri zorla alınarak üyelikler yapılıyor…

Bu durum bir kere daha devletin tüm kurumlarıyla sermayenin hizmetinde olduğunu gösteriyor. Biz fiili mücadelemizin yanı sıra anayasaya, yasalara aykırı bu saldırılara karşı hukuki süreçte başlattık. Ama biliyoruz ki hukuk, yasa patronlara hizmet ediyor. Ama biz kazanacağız, kendi birliğimiz güçlendirerek, destek veren dostlarımızla omuz omza yürüyerek tüm saldırıları boşa düşüreceğiz. Devrimci sınıf sendikacılığı bayrağını Pressan da daha yukarı çekeceğiz.

Bu mücadele sınıfımız mücadelesidir!

Bizim buradaki mücadelemiz tek başına Pressan işçilerinin değildir. Başta 12 Eylül faşist darbesi ile kapatılan mücadeleci işçileri zorla darbenin öz çocuğu TM’ye geçirerek kollarına kalın prangalar vurulan metal işçilerinin ve tüm işçi sınıfının davasıdır. Bunun için tüm sınıf kardeşlerimiz ve dostlarımız bu mücadeleyi büyütmek için yanımızda olmalıdır. Her direniş sınıfımızın haklı onurlu davasını büyütmek için önemlidir. Sonuç ne olursa olsun biz kazandık ve kazanmaya devam ediyoruz. Türkiye’nin en güçlü sermaye örgütü ve onun işçiler içindeki ajanı TM çetesinin korkuların büyütmeye devam ediyoruz. Birileri bize diyor ki etiniz budunuz ne? Bu işler et, but işi değil, inanç, kararlılık ve sınıfının davasına bağlılık işidir. 

Son olarak ifade etmek istediğimiz bir nokta var; TM’nin devreye girmesiyle birlikte Yetkili sendika ve yetkisiz sendika tartışmalarını fabrika içinde yaygınlaştırdılar. İşçi arkadaşlarımızı bu gibi yöntemlerle de bizden uzaklaştırmaya çalıştılar. Bu tartışmaları bazı sol-sosyalist etiketli gruplarda yapıyor. Yetkisiz sendika diyorlar. Bunların sınıf mücadelesinden anladıkları düzenin icazet sınırlarında hareket etmekten başka bir şey değil. Bu tutumlarıyla sınıfımızın davasına ihanet ediyorlar. TM gibi çeteleri meşrulaştırmaya çalışıyorlar. En kötü sendika sendikasızlıktan iyi diyorlar. Bu TM çetesine, icazetçi sendikalara doğrudan ve dolaylı işçileri yönlendirmek sınıfımızı sermayenin ideolojik kuşatmasına teslim etmek, şovenizm zehriyle sınıf kimliklerinin iyice tahrip olmasına hizmet etmektir. Biz böyle düşünenlere sermayeye hizmetten vaz geçin yada safınızı açıkça ilan edin diyoruz.

Fabrika içinde bu gibi saldırıları ve algıları da boşa düşürdüğümüzü, işçi arkadaşlarımızın kafasında böyle bir tartışmanın kalmadığını söyleyebiliriz. Biz yetkiyi sermaye ve onların çizdiği sınırlardan değil işçilerin birliğinden alırız dedik, demeye devam ediyoruz. Keza İLO sözleşmeleri kapsamında hukuki olarakta böyle bir problemimiz olmadığın belirtmek isteriz.

Pressan da biz kazanacağız, sınıfımız kazanacak diyoruz!

Pressan patronu, MESS, Türk Metal çetesinin işbirliğini parçalayacağız!

Biz kazanacağız işçi sınıfı kazanacak!

TOMİS üyesi Pressan işçileri

Paylaşın