Cenk Ağcabay, Gündem, Umut Yazıları

CİA’nın Ukrayna ifşaatları üstüne – Cenk Ağcabay

Amerika’nın en etkili yayın organlarından biri olarak kabul edilen New York Times gazetesi, Rusya’nın Ukrayna’da gerçekleştirdiği askeri operasyon sürecinde Batı’daki Rusya karşıtı ideolojik savaş aygıtlarının en gür seslilerinden biri olarak yerini aldı. Demokrat Parti’nin sözcüsü olarak da kabul edilen NYT’ın Rusya düşmanlığında iyi bilinen bir geçmişi vardır. NYT, Trump’ın seçimleri kazanmasının ardından, ABD istihbarat kaynaklarına dayanarak Trump’ı bir “Putin dalkavuğu, Putin hizmetkarı” olarak karakterize etmiş, Trump’ın seçimleri “ABD seçimlerine uzanan gizli Rus eli” sayesinde kazandığını kuvvetle vurgulayan bir istihbarat kampanyasının merkezini oluşturmuştu.

NYT’de Ukrayna meselesi hakkında yayınlanan yeni bir özel haber Julian E Barnes’ın kaleminden çıktı, habere Vaşington’dan Eric Schmitt’in katkıda bulunduğu belirtildi.(U.S. Lacks a Clear Picture of Ukraine’s War Strategy, Officials Say, 8 Haziran) Eric Schmitt NYT’ın kıdemli yazarlarından ve CİA’ya yakınlığıyla tanınır. Daha önce Afganistan ve Suriye’deki örtülü ABD faaliyetlerinin uygun bulunan kısımlarını ismi verilmeyen ABD istihbarat yetkililerine dayanarak yazdı. Haberde vurgulanan önemli unsurlar, ismi açıklanan ve açıklanmayan kimi ABD istihbarat yetkililerinin açıklamalarına dayandırılmıştı. 

İsmi açıklanan ve açıklanmayan ABD istihbarat yetkilileri öz olarak Ukrayna’nın savaş stratejisi hakkında yeterli bilgiyesahip olmadıklarını, Ukrayna yetkililerinin ABD yetkililerine “operasyon planları hakkında çok az gizli bilgi” verdiğini iddia ediyorlar. ABD yetkililerinin iddialarına göre, sahip oldukları istihbarat kaynakları nedeniyle, “Ukrayna’yla karşılaştırıldığında Rusya’nın savaş planları, kayıpları ve kazanımları hakkında çok daha iyi bir fotoğrafa” sahipler. Üst düzey ABD istihbarat yetkilisi Beth Sanner NYT’ye konuşmuş ve soruyor: “Ukrayna’nın nasıl iş gördüğünü gerçekten ne kadar biliyoruz? Ukrayna ne kadar asker ve teçhizat kaybetti, bunu size güvenle söyleyebilecek bir kişi bulabilir misiniz?”

Bu soruları soran Sanner görevi gereği bunu en iyi bilmesi gerekenlerden birisidir. Haberde ABD istihbarat örgütlerinin Ukrayna tarafından yeterince bilgilendirilmediği ısrarla vurgulanırken, Zelensky’nin yakında yaptığı açıklamalarda, Donbas’ta devam eden çatışmaları “olağanüstü zor” olarak nitelemesine ve “her gün yüz asker kaybediyoruz” sözüne atıf yapılarak Ukrayna yönetiminin “daha samimi açıklamalar” yapmaya başladığı belirtiliyor. Ukrayna yönetiminin “daha samimi açıklamalar” yapmaya başlaması ise, “Donbas’ta yapılacak stratejik tercihler konusunda halkla yapılacak bir görüşmenin habercisi” olarak değerlendiriliyor. 

Bu dolambaçlı ifadeler, Donbas’taki gerçek fotoğrafın artık gizlenemez duruma geldiğinin kabulü anlamını içeriyor. Amerikalı istihbarat yetkililerine göre, “Ukrayna hem kamuoyuna hem de yakın ortaklarına güçlü bir imaj sunmak istiyor. Kararlılığın zayıfladığını düşündürecek ya da kazanamayacakları izlenimi verecek bilgileri paylaşmak istemiyor. Ukraynalı yetkililer, ABD ve diğer Batılı ortaklarını silah akışını yavaşlatmaya teşvik edebilecek bilgiler sunmak istemiyor.”

Amerikalı istihbarat yetkilileri bunları saptamış ve Sanner yeniden söz alıyor, şunları söylüyor: “Rusya’nın daha da ilerlemesi, istihbarat camiasını Ukrayna ordusunun durumunun anlaşılamaması, Ukrayna’nın savaştaki beklentilerine ilişkin tam bir resmi politika yapıcılara sunamadığı suçlamalarına maruz bırakabilir.”

Görevde ulunan üst düzey ABD istihbarat yetkilisi, Rusya’nın sahada ilerlemeyi sürdürmesi durumunda, Ukrayna hakkında Beyaz Saray’ı iyi bilgilendirmedikleri suçlamasına maruz kalabileceklerini ifade ediyor ve haber onun şu sözleriyle sona eriyor: “Her şey Rusya’nın hedefleri ve Rusya’nın hedeflerine ulaşma olasılıklarıyla ilgili. Ukrayna’nın onları yenip yenemeyeceği hakkında konuşmuyoruz. Ve bana kalırsa bu konuyu kamuoyu önünde konuşmayarak kendimizi bir başka istihbarat başarısızlığına hazırlıyoruz.”

İsmi verilen ve verilmeyen ABD istihbarat yetkililerinin bu açıklamaları, “bir istihbarat başarısızlığına” değil, onların dünya çapında yürüttükleri büyük manipülasyon kampanyasının sahada yaşanan gelişmeler karşısında oldukça zayıfladığına işaret ediyor. ABD istihbaratçıları bu kez Ukrayna yetkililerine yeni vasıflar yükleyerek kendi sorumluluklarını görünmez kılmaya çalışıyorlar. Bir ABD istihbarat yetkilisi haberde, Ukrayna İstihbarat Servislerinin kadrolarını kendilerinin eğittiği bilgisini veriyor. Kendi eğittikleri, kendi fonladıkları kadrolar efendilerine bilgi vermiyormuş. Bir başka ABD istihbaratçısı, Ukrayna’nın savaşta kazanımlar elde etmesi konusunda halen iyimser olduklarını ancak Avrupalı müttefiklerinin istihbarat servislerinin bu iyimserliği paylaşmadığı bilgisini veriyor. 

Zelensky son açıklamasında, “Ukrayna savaş alanında ölüyor” dedi ve Severodonetsk’te devam eden çatışmaların sonucunun tüm Donbass’ın ve Lugansk’ın kaderini göstereceğini iddia etti. ABD’den daha fazla yardım isteyen Zelensky’nin bu açıklaması, onun “daha samimi” konuşmaya başladığının başka bir göstergesi olarak kabul edilebilir. NYT’da Zelensky’le eşzamanlı olarak “daha samimi” konuşmaya başladı, NYT’ye Donbas’tan cepheden anlık haber geçen Marc Santora çatışmalardaki son durumu şöyle anlatıyor: “Tartışmalı Severodonetsk kentinin karşısındaki yüksek araziden bakıldığında Ukrayna’nın pozisyonunun ne kadar güvencesiz olduğu açıkça görülüyor.” 

Yine cepheden anlık haber geçen NYT muhabiri Carlotta Gall şunları yazıyor: “Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky’nin medya bilincine sahip hükümeti, halkın moralini yüksek tutmak amacıyla bilgi akışını dikkatle kontrol ediyor. Hastanelerin ve askeri yetkililerin kayıp sayılarını açıklamaları yasaklandı. Gazetecilerin Ukrayna’daki cephe hattını ziyaret etmelerine genellikle izin verilmiyor ve yaralı ve ölü askerleri gösteren fotoğraf ve videolara nadiren rastlanıyor.” 

Geçtiğimiz günlerde Fransa ve Almanya liderleri Putin’le telefon görüşmeleri yaptı. Zelensky ve Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda açıklamalarında, Fransa Devlet Başkanı Macron ve Almanya Başbakanı Scholz’un Putin’le yaptığı görüşmeleri sert sözlerle eleştirdi. Yaşanan bu gelişmeler Batı ittifakı içindeki çatlakların büyüme eğilimindeolduğuna işaret ediyor. Çatlakları büyüten temel faktör, Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımların Batı’da ekonomik dengeler üzerinde yarattığı olumsuz etkiler. 

Bu çerçeve içinde, Guardian gazetesine yazan emekli CİA yöneticisi Christopher R. Chivvis’in yazdıklarına bakmak gerekiyor. Chivvis yazısında savaşın hemen bitirilmesini gerektiğini savunuyordu. Ona göre, “Görülmemiş Batı desteğine rağmen Ukrayna’nın savaşı kazanma şansı yoktur.” Savaşın devam ettirilmesinin yaratacağı sonuçlar çok ağır olacaktır. Chivvis bunları şöyle ifade ediyor: “Ancak bugünkü yüksek destek seviyeleri sonsuza kadar sürmeyecektir. Dünya genelinde gıda ve yakıt maliyetleri artıyor. NATO savaşın ilk 100 gününde birlik içindeydi, ancak zamanla bölünmeler ortaya çıkacaktır.” (It is in the best interests of Ukraine, and the west, to end this war as soon as possible, 9 May)

Chivvis’in dikkat çektiği noktalar, Batı ittifakının Rusya’yı uluslararası ilişkilerde izole etme, ekonomik olarak çökertme hedeflerinin gerçekleşmediğini, tersine ekonomik yaptırımların enerji ve gıda fiyatları üzerindeki etkisinin tüm dünyaya yayıldığını teyit ediyor. Alman Çiftçiler Birliği Başkanı Joachim Rukwied konuyla ilgili açıklamasında şu bilgileri veriyor: “Enerji fiyatları iki katına çıktı, gübre fiyatları, özellikle de azotlu gübre fiyatları ortalama dört katına çıktı ve yem daha pahalıya mal oldu.” Rukwied’e göre, Almanya’da tarımda “bir felaket yaşanıyor.” Batı ittifakında çatlakların büyümeye başlamasının ve Ukrayna’ya desteğin “sonsuza kadar sürmeyecek” olmasının nedeni, Batı’da emekçileri daha da yoksullaştıran enerji ve gıda maddeleri fiyatlarındaki yükseliştir. Reuters’in geçtiği bir habere göre, tahılların maliyeti yüzde 69,5, yağların maliyeti yüzde 137,5 artarken genel gıda fiyat endeksi yüzde 58,5 artmış durumda. 

Enerji ve gıda maddeleri fiyatlarındaki artışın devam edeceği öngörülüyor ve bunun tüm emekçileri daha da yoksullaştıracağı aşikar. Yaşanan krizlerin tümünü Rusya’nın askeri operasyonuna bağlama ve emperyalist-kapitalizmi temizleme operasyonlarıysa hız kesmeden devam ediyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Başkanı David Beasley, “Ukrayna savaşından önce, 2022 ve 2023 yıllarının insani açıdan 2. Dünya Savaşından bu yana en kötü iki yıl olabileceği konusunda dünyayı uyarmıştım” diyor. Beasley bir Putin savunucusu değil, Birleşmiş Milletler’de görev yapmazdan önce ABD Kongresinde yer almış ABD’li bir politikacı. Durumun savaşla birlikte daha kötüleştiğini sözlerine ekliyor ancak “altta yatan kriz hem daha büyük hem de daha yapısaldır” diyor. 

Amerikalı tarım ekonomisi uzmanı Chris Barrett “yapısal krizin” kaynağına şöyle işaret ediyor: “Bana göre açlık sorunları artık gıda sistemleri sorunu olmaktan çıktı. Belirli bir düzeyde, insanlar yeterince yiyecek bulamıyor, ancak bunun nedeni gıda sisteminin işlememesi değil. Dünyanın en ücra köylerine gidin, orada gıda ticari olarak temin ediliyor. Unilever, Coca-Cola: Herhangi bir yerdeki herhangi bir köye oldukça uygun maliyetle ulaşabilirler. Sorun şu ki insanlar bunu alamıyor.”

“İnsanlar bunu alamıyor.” “Gıda ticari olarak temin ediliyor.” “Unilever, Coca Cola”

Yapısal krizin kaynağında bu temel gerçekler bulunuyor. Emperyalist-kapitalizmin işleyiş biçimi dünyadaki temel gıda ürünlerinin bir avuç gıda tekelinin elinde kar kaynağına dönüşmesini sağlıyor ve kar odaklı piyasa dinamikleri yoksulluğu, açlığı ve yetersiz beslenmeyi emekçi sınıfların “kaderi” haline getiriyor. Yaşanan “kader” değildir ve olmadığını gösterecek olan, emekçilerin dünya çapında artan hoşnutsuzluğunun bilinç, örgüt ve eylem bütünlüğüne kavuşması olacaktır. Bu bütünlük devrimci siyasi iradenin emekçi dinamiğiyle bütünleşmesiyle kurulacaktır. Bunun koşulları olgunlaşmaktadır.

Üç ay önce Rusya’yı uluslararası alanda izole etmek için benzeri görülmemiş bir kampanya başlattılar ancak gelinen aşamada ortaya çıkan manzarayı görmek için yine NYT’nin yeni bir manşet haberine bakalım: “Biden, Kilit Liderler Olmadan Amerikalar Zirvesine Ev Sahipliği Yapıyor: Zirve göçmenlik konusuna odaklanıyor ancak Meksika, Honduras, El Salvador ve Guatemala liderleri Los Angeles’taki toplantıya katılmıyor. Bu ülkelerin katılmaması ABD ile Latin Amerika ülkeleri arasında giderek büyüyen bir çatlağın işareti.”

Amerika “Arka Bahçesi” olarak kabul ettiği Latin Amerika’da giderek daha fazla izole oluyor. ABD’nin zirveye Küba, Nikaragua ve Venezüela’yı davet etmemesi nedeniyle zirveye katılmayan ülkeler ABD’nin “arka bahçesinde” yaşadığı izolasyona ışık tutuyor. NYT Amerikalar Zirvesinde ortaya çıkan tabloyu şöyle değerlendiriyor: “Zirveye katılmayanlar, komşular arasındaki işbirliğini göstermesi beklenen ancak bunun yerine Amerikan liderliğine meydan okumaya giderek daha istekli hale gelen bir bölgedeki çatlakları yüksek sesle dile getiren bir zirveye dönüştürdü.”

Durum tam olarak ifade edildiği gibidir. ABD “arka bahçesinde” izole olmaktadır, bu zirve bunun güçlü bir göstergesidir. ABD istihbarat yetkililerinin Ukrayna konusundaki “ifşaatları”, yaşadıkları başarısızlığın üstünü sorumluluğu vassalları Ukrayna yetkileri üzerine yıkarak kurtulma arayışının ürünüdür. Rusya’nın sahadaki kazanımları devam ettikçe, bu eğilim derinleşecek ve yeni “ifşaatlar” gündemi kaplayacaktır. Batı ittifakındaki çatlaklar da giderek daha fazla büyüyecektir. 

Dünya proletaryası ve ezilenlerine dayatılan yeni kölelik koşulları ve daha fazla yoksullaşma küresel çapta siyasi sarsıntıların habercisidir. Emekçilerin biriken enerjisi kendi siyasi kanallarını bulacak, yaratacak ve yeni devrimlerin yolunu açacaktır. Proletarya devrimcileri olgunlaşan koşullara denk düşen mücadele örgüt ve araçları yaratmak yükümlülüğü ile yüz yüzedir.

Paylaşın