Gündem

`Savaş, Göç ve Sağlık Çalıştayı` Sonuç Bildirgesi

28 Ekim 2017 tarihinde Ankara’da  “Savaş, Göç ve Sağlık” çalıştayı yapıldı. Çalıştayda Dr. Raşit Tükel Suriye savaşının başladığı 2012 tarihinden bugüne gerçekleşen göç, sağlık hakkına erişim ile ilgili gelişmeler, Dr. Ayşegül Ateş Tarlan Suriyelilerin bugün sağlık hizmetlerine erişim düzeyleri, Dr. Levent Küey toplumlarda yaşanan savaş ve göçle ortaya çıkan bir sorun olarak ırkçılık ve umut olanakları, Dr. Murat Erdoğan Suriyelilerin yaşadığı sosyal sorunlar, Dr. Cem Terzi de Suriyeliler ve diğer mülteci gruplarıyla birlikte yaşamın olanakları  ve ilkeleri üzerine sunumlar yapmışlardır. İkinci bölümde yer alan grup çalışmalarında  sorunlar, olanaklar  ve alınması gereken tutumlar ele alınmıştır. Çalıştayımızda tüm bu paylaşım ve çalışmalardan aşağıdaki sonuçları çıkarılmıştır.

TTB ile ilgili görsel sonucu

Savaş ve şiddet; ölüm, yaralanma ve uzuv kaybına yol açtığı gibi,  yaygın yoksullaşma, açlık, kitlesel sürgün ve zorunlu göçlere neden olarak, fiziksel ve  ruhsal hastalıklara yatkınlaştırıcı ya da tetikleyici etki yapabilmektedir.

Savaşın nedeni  ve savaşın yarattığı bir sonuç olarak ırkçılık ile ruh sağlığı, genel sağlık ve fiziksel sağlıkta bozulma arasında güçlü bir ilişki vardır. Bu nedenle şiddet, savaş, ırkçılık, ayrımcılık ve bunlarla ilintili olarak ortaya çıkan kitlesel sürgün ve zorunlu göçler, temel bir toplum sağlığı sorunu olarak ele alınmalıdır.

Savaş, şiddet ve kitlesel sürgün, zorunlu yaşamsal tehlike durumu yaratır. Ölümden kaçan göçmenler tüm geçmişini bilinmeyen bir gelecek için terk etmek zorunda kalan kişilerdir. Geldikleri ülkelerde pek çok sorun gibi sağlık sorunları da yaşarlar. Savaş sonrası zorunlu göç ve kitlesel sürgüne uğrayanlarda yıllar sonra dahi ruhsal hastalık oranları yüksektir. Bu yüksek oran sadece savaş travmasına değil, aynı zamanda göç sonrası sosyo-ekonomik etkenler ve ayrımcılığa da bağlı olarak ortaya çıkar.

Yoksul ülkelere göç ve yoksul mahallelere yerleşim, kıt kaynakların paylaşımı nedeniyle sosyal haklara, sağlık hakkına ve sağlıkılı yaşam koşullarına erişimi zorlaştırmaktadır.

Göçler yaşamın birçok alanını ilgilendiren karmaşık bir toplumsal olgudur. Bu çalıştayda genel olarak sağlık alanıyla ilgili konular üzerinde yoğunlaşsak da, çalışmamızı bütün alanların birbirini etkilediğinin farkında olarak çalışmamızı yaptık. Göçlerin aynı zamanda, öteki ile karşılaşma sayesinde çoğulcu kültürel toplumlara bir olanak sunduğunu yine bu çalıştayda  deneyimledik. Ülkemizde yaşayan Suriyeli ve Iraklı hekimlerle bir araya gelerek birbirimizi tanıdık ve onların bize tuttuğu aynada kendimizi gördük.

Çalıştayımızın en önemli sonucu, tüm katılımcıların kim olduğuna bakılmaksızın kendi alanında “öteki”ne yer açmaya hazır olduğunu, ötekini bir tehdit değil bir zenginlik olarak kabul ettiğini görmek oldu. Böylece işbirliği ve dayanışmanın geliştirilmesi umudunu yaşadık.

2012’den bu yana Türkiye Suriye’deki savaştan kaçanlara kapılarını açmıştır. Ancak, Türkiye’nin yasaları Suriye’den gelenleri mülteci kabul etmemektedir. Bu durum Suriyelilerin mülteci olmanın getirdiği evrensel haklardan yararlanmasını engellemektedir. Suriyeliler 2013 yılında yapılan bir düzenleme ile geçici koruma kapsamına alınmışlar ve bu statüye bağlı olarak da zamanla sağlık, seyahat ve çalışma alanlarına ilişkin bazı haklara sahip olmuşlardır.

Savaşın çıktığı 2012 yılından bugüne, Suriye’den kaçarak Türkiye’ye gelenlerin sayısı resmi rakamlarla 3 milyon 208 bin 131 olmuştur. 228 bin 785 Suriyeli kamplarda yaşamaktadır. AFAD’ın 2 Ekim 2017 tarihinde bildirdiğine göre, 10 ilde kurulan 21 geçici barınma merkezinde yaşayan Suriyeli göçmenlerin sayısı 228 bin 785’tir. Bu kamplar Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Mardin, Osmaniye ve Şanlıurfa’dadır.  Suriyeliler yaklaşık olarak 5 yıldır Türkiye’de yaşamaktadırlar. Türkiye’nin her yanına dağılmış olmakla birlikte, kayıt altındaki Suriyelilerin yaşadığı kentlerin başında 511 bin 308 kişi ile İstanbul geliyor. Şanlıurfa’da 445 bin 584, Hatay’da 416 bin 598, Gaziantep’te 341 bin 649, Mersin’de 166 bin 332, Adana’da 165 bin 28, Kilis’te 128 bin 306, Bursa’da 123 bin 376, İzmir’de 117 bin 434, Kahramanmaraş’ta da 95 bin 431 Suriyeli yaşamaktadır.

1 milyon 511 bin 307 Suriyelinin, yaklaşık % 50’si 18 yaşın altındadır. 284 bin Suriyeli 0-5 yaş arasındadır. Doğal nüfus artışı devam etmektedir. 2017’de 90 bin doğum beklenmektedir. 10 yıl sonra, Türkiye’de doğmuş ilave 1 milyon Suriyeli ile birlikte sayı 5 milyon civarında olacaktır. Okul çağındaki çocuklar geçici okullarda okumaktadır ve %49.2’si eğitim alamamaktadır. Lise ve üniversite eğitimine gidenlerin sayısı daha da sınırlıdır. Çalışan Suriyeliler sosyal güvence, işçi sağlığı ve güvenliği sorunu yaşamaktadırlar.  Özellikle gençler çok uzun saatler, çok düşük ücretlerle, hiçbir söz hakkı olmadan çalışmaktadırlar. İş kazaları çok yaygındır ve raporlanmamaktadır.

Suriyelilerin  Sağlık Hakkına İlişkin Güncel Bilgiler

Suriyeli göçmenlere sunulan sağlık hizmetleri, “Geçici Koruma Yönetmeliği”nde belirtilen esaslara dayanılarak, AFAD tarafından yayımlanan 18 Aralık 2014 tarihli ve 2014/4 sayılı “Geçici Koruma Altındaki Yabancılara İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesi Genelgesi” ve Sağlık Bakanlığı tarafından 2875 sayı ile yayımlanan ve 4 Kasım 2015 tarihinde güncellenen “Geçici Koruma Altına Alınanlara Verilecek Sağlık Hizmetlerine Dair Esaslar Yönergesi” ile düzenlenmiştir. Suriyeliler, kayıtlı oldukları yerde geçerli olmak üzere 5510 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu”na göre Genel Sağlık Sigortası  (GSS) kapsamına alınmışlardır. Yeni düzenlemeye göre Suriyeli göçmenlerin primleri Göç İdaresi tarafından ödenmektedir.

Suriyeliler kendilerine verilen kimliklerle aile hekimlerine kayıt yaptırarak birinci basamak sağlık hizmetlerine doğrudan ulaşma hakkına sahiptirler. İkinci basamak sağlık hizmetlerine de GSS kapsamında ulaşabilmekte, üniversite ve özel sağlık kuruluşlarından ancak ikinci basamak tarafından sevk edildiklerinde, masraflarının ikinci basamak sağlık kuruluşu tarafından karşılanması koşuluyla yararlanabilmektedirler. Sağlık Bakanlığı tarafından 2015 yılı Ekim ayından itibaren göçmen sağlığı merkezleri açılmaya başlanmıştır.

Yaşlılar, uzuv kaybı nedeniyle protez kullanmak zorunda olan engelliler gibi dezavantajlı grupların nitelikli sağlık hizmetine ve sağlıklı yaşam koşullarına ulaşması halen zor olmaktadır.

Suriyeliler, gerek dil sorunu, kültürel farklılıklar gibi sağlık hizmetini sunanlarla ilgili olan gerekse ikamet vb. durumlardan kaynaklanan nedenlerle kaçak çalışan Suriyeli hekim ve sağlık çalışanlarına başvurabilmektedir. Dernek adı altında kurulan pek çok özel sağlık kuruluşu olduğu bilinmektedir. Sağlık Bakanlığı; Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) işbirliği ile gerek geçici barınma merkezi olan kamplarda gerekse Suriyelilerin yoğun olarak çalıştığı yerlerde açtığı göçmen sağlık merkezlerinde, Suriyeli hekimleri ve sağlık çalışanlarını istihdam ederek Suriyelilerin sağlık hizmetlerine ulaşmasını sağlamaya yönelik proje ve düzenlemeler yapmıştır. Bunlardan biri olan “Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı illerde Birleşmiş Milletler ve DSÖ tarafından desteklenen ve Sağlık Bakanlığına bağlı İl Halk Sağlığı Müdürlüklerince yürütülen, “Türk Sağlık Sistemi İçinde Suriyeli Sağlık Çalışanlarının Kapasitelerinin Geliştirilmesi ile Kendi Nüfuslarına Hizmet Verecek Şekilde Kültüre Duyarlı Sağlık Hizmetlerinin Desteklenmesi: Göçmen Sağlığı Eğitim Merkezlerinin Kurulması ve İdare Edilmesi” “projesidir. Bu projeyle; 1) ilgili merkezlerde 300 Suriyeli hekime ve 300 Suriyeli hemşireye sağlık alanına yönelik 6 hafta süren bir eğitim verilmesi; söz konusu hekim ve hemşirelerin bu eğitim sonrası göçmen sağlığı merkezlerinde istihdam edilmesi; 2) Dört ildeki Göçmen Sağlığı Eğitim Merkezlerinde Suriyeli göçmenlere birinci basamak sağlık hizmetleri sunulması hedeflenmiştir.

Ağırlıklı olarak ülkemizdeki Suriyeli göçmenlere hizmet vermek üzere 178 göçmen sağlığı merkezi kurulması planlanmıştır. Kamplarda bulunan sağlık merkezlerinde çoğu Suriyeli olan 161 hekim, 214 hekim dışı sağlık çalışanı görev yapmaktadır.

Suriyelilerin Sağlık Hakkının Geliştirilmesi ve Hizmetlerin İyileştirilmesine Yönelik Öneriler

  1. Sağlık hakkına ve sağlık hizmetlerine erişime ilişkin engellerin (ekonomik, coğrafik, kültürel, işleyişin bilinmemesi vb.) aşılması için çaba gösterilmelidir.
  2. Psikososyal destek hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetlerinin önceliklerinden biri haline getirilmelidir.
  3. Yaşam alanlarına uzak yerlerde kurulan göçmen sağlığı merkezlerinden çok, Suriyelilere kendi mahallerinde hizmet veren bir yaklaşım benimsenmelidir. Bu merkezlerde yalnızca Suriyeli hekimlerin istihdam edilmesi ve yalnızca Suriyeli hastalara bakılması ayrımcı bir uygulama olarak değerlendirilebilir. Göçmen sağlığı hizmetleri ayrı bir sistemde değil, ana sistemle bütünleştirilerek verilmelidir; bu da sevk zinciri dahilinde olmalıdır.
  4. Suriyeli göçmenlere yalıtım uygulamadan, nüfusa özel özellikli hizmetlerin verilmesi sağlanmadır (kadın sağlığı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, ergen sağlığı, vb.).
  5. İkamet edilen ilin dışında sağlık hizmetlerinden yararlanma sağlanmalıdır.
  6. Sağlık Bakanlığı sağlık çevirmenliği eğitimi vererek göçmenlerin yoğun yaşadığı bölgelerde çevirmen istihdam etmelidir.
  7. Göçmenlere verilen sağlık hizmetleri, aile hekimleri için negatif değil pozitif performans olmalı; aile sağlığı merkezi bilgi işlem sistemleri göçmenler için uygun hale getirilmelidir. Suriyeli nüfusunun hareketli olması sürekli takiplerini güçleştirmekte; bu da negatif performans nedeni olmaktadır.
  8. Kadın sağlığı hizmetleriyle (örn. kürtaj, aile planlaması yöntemleri vb.) ilgili yasal çerçeveye fiilen uyulması, bu hizmetlere kolayca ulaşılabilmesi sağlanmalıdır. Bunun için de etkin denetim mekanizmaları işletilmedir.
  9. İş kazası ve cinayetlerinin hastanın kimliği olsun olmasın etkin bir şekilde raporlanması ve bunun için de etkin denetim mekanizmalarının işletilmesi gerekir. Suriyeli göçmenlere;

a) İnsancıl ücret,

b) Sosyal güvence,

c) İnsancıl çalışma şart ve süreleri sağlanmalıdır.

  1. Sağlık çalışanlarına yönelik, göçmenlerle iletişim ve göçmenlere yaklaşıma ilişkin hizmet içi eğitimler verilmelidir.
  2. Toplumda infial yaratabilecek hastalıkların Suriyelilerden kaynaklandığı gibi açıklama ve söylemlerden kaçınılmalıdır.
  3. Tek başına yaşayan kadınlar, ergen ve yaşlılar, resmi belgeleri olmayanlar, yeti yitimi oluşturan hastalığı olanlar, şiddet, işkence görmüş olanlar, aşırı yoksullar, yaşlılar, engelliler gibi özel durum ve ihtiyacı olanlar sağlık sistemi tarafından kapsanmalıdır.

Suriyeli Hekimlerin / Sağlık Çalışanlarının Durumu

Olağanüstü durumlarda göç etmek zorunda kalan göçmenlerin eğitim düzeylerini ve mesleki becerilerini kanıtlamaları sorun olmaktadır. Bu konumdaki hekimlerin/sağlık çalışanlarının eğitimlerine devam etmeleri ve mesleklerini icra edecek işe başlamaları için gereken çalışmalar yapılmalıdır.

2012’den bu yana Suriye’den Türkiye’ye yaklaşık 5 bin hekim gelmiş ve yarısı başka  ülkelere göç etmiştir. Türkiye’de ikibin beş yüz hekimin kaldığı tahmin edilmektedir.

Suriye’de çalışan hekimlerin Suriye Tabipler Birliği’ne üyeliklerinin zorunlu olduğu bilinmektedir. Suriye’de ikisi eski ve köklü olmak üzere 7 tıp fakültesi vardır. Bu fakültelerin 2012 yılına kadar olan denklik durumları Yükseköğretim Kurulu üzerinden araştırılmalı; Suriyeli hekimlerin denklik ve dil sorunlarının çözülerek istihdam edilmelerinin sağlanması için çalışmalar yapılmalıdır.

Gerek sağlık bakanlığına bağlı birimlerde gerek derneklerin oluşturduğu sağlık kuruluşlarında hekimler düşük ücretle çalışmaktadırlar. Suriyeli hekimler aynı işi yapan Türkiyeli hekimlerle eşit ücret almalıdırlar.

Suriyeli hekimler ve sağlık çalışanları için önerilen haklar, başka ülkelerden gelen göçmenlere de sağlanmalıdır.

Suriyeli Hekimler / Sağlık Çalışanlarına İlişkin Öneriler

  1. Suriye başta olmak üzere savaş nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalmış hekim ve sağlık çalışanlarının Türkiye’de mesleklerini icra etmeleri için gerekli çalışmaların yapılması ve sağlık sistemine geçici programlarla bağlanma değil sistemle tam olarak bütünleştirilmeleri sağlanmalıdır.
  2. Öncelikle YÖK tarafından;
    • Denklik süreçleri ile ilgili bilgi verilmeli ve izlenecek süreç açıklanmalı,
    • 2012 yılı öncesinde Suriye’de denkliği olan fakültelerin isimleri ve müfredatlarını açıklanmalı,
    • Sağlık çalışanlarının sınavı geçebilmeleri için tıbbi konularla ilgili ve dil öğrenmelerine yönelik kursların açılması sağlanmalıdır.
  3. Diplomaların temini için Suriye Tabipler Birliği, Dataflow ve Suriye Sağlık Bakanlığı kayıtlarına ulaşılmaya çalışılmalıdır.
  4. Suriyeli ve Iraklı hekimlere ilişkin bilgiler Sağlık Bakanlığından temin edilmeli; söz konusu hekimlere tabip odalarına kütük kaydı açılması konusunda çalışılmalar yapılmalıdır.
  5. Tabip odalarında yabancı hekim komisyonları kurularak sorunların yakından takibi, listelerin oluşturulması, hekimlerle iletişimde olunması sağlanmalıdır.

Kültürlerarası Duyarlılık ve Irkçılık Bağlamında Çözüm Önerileri

1. Mültecilik, vatandaşlık, statü gibi temel kavramlar kapsayıcılıkları açısından yeniden gözden geçirilmelidirler.

2. Ülkelerinde kullandıkları hakları kaybetmiş olan mültecilerin, evrensel insan haklarından ve ülkemiz sınırlarında yaşarken yurttaşlık haklarından yararlanmaları sağlanmalıdır.

3. Ayrımcı, ötekileştirici bir dilden uzak olunmalıdır.

4. Suriyeli çocukların ve gençlerin tamamının eğitim hakkını kullanabilmesi için düzenlemeler getirilmelidir.

5Kültürlerarası duyarlılıkla ilgili yapılacak projelerde ve çalışmalarda, hem yerel halktan kişilerin hem de göçmenlerin birlikte çalışması sağlanarak ikili ilişkileri güçlendirmesi yoluyla kültür farklarının anlaşılmasına yardımcı olunmalıdır. Projeler, öncelikle göçmenlerle ilk temas noktaları olan okul, karakol, hapishane, belediye, kaymakamlık, valilik ve sivil toplum kuruluşları gibi kurum ve kuruluşları içermelidir. Ayrıca, projelerde Arapça bilen psikolog, sosyal hizmet uzmanı veya sağlık personeli gibi meslek gruplarının yer alması, çevirmen ile oluşabilecek dil sorununu ortadan kaldıracaktır.

6. Birebir temas durumunda olan hekimlerin lisans ve lisans sonrası eğitimlerinde, “kültürlerarası duyarlılık” temalı dersler ve uygulamalar yer almalıdır.

7. Sağlık çalışanlarına, topluma ve politika yapıcılara yönelik eğitimlerin düzenlenmesi, konu ile ilgili farkındalıkların artmasına katkı sağlayacaktır.

8. Hekimlerin bilgilendirilmesi amaçlı bölgesel toplantılar düzenlemelidir.

9. Halk sağlığı, pratisyen hekimlik gibi alanlarda yapılacak çok yönlü kongrelerde düzenlenecek oturumlar veya çalıştaylarla, ayrımcılık, ırkçılık konularına duyarlılık sağlanmalı ve dikkat çekilmelidir.

10. Sağlık Bakanlığı ile meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları arasında protokoller düzenlenerek kültürel duyarlılığın gelişmesi ve ırkçılığın ortadan kaldırılması için çok taraflı çalışmalar yapılmalıdır.

11. Halkın bilgilendirilmesi amacıyla spot filmler, yerel/ulusal televizyon kanallarında sunulacak programlar, afişler hazırlanmalıdır.

12. Karşılaşılan gruplara dair bilgi sahibi olmak duyarlılığı artırdığı için, Suriyeli ve diğer mülteciler hakkında belgeseller yapılmalı, bu kültürlere ait sanat eserleri yayımlanmalıdır.

13. Meslek sahiplerinin farklı kültürlerle ilgili bilgilerini artırmalı ve içselleştirdikleri ayrımcılık hallerine ilişkin farkındalıkları ve bu durumlarıyla yüzleşmeleri sağlanmalıdır.

14. Çözüm önerileri oluşturulurken, projeler geliştirilirken, yasalar hazırlanırken, düzenlemeler yapılırken bütünleyici olunmalıdır. Ötekileştirmenin önüne geçebilmek açısından kapsayıcı ve odak noktasında insanın olduğu bir bakış açısı geliştirilmelidir.

15. Çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi için çok disiplinli çalışmalar yapılmalıdır.

İnsan topluluklarının tarihi, “ben” ve “öteki”nin birbirlerini yeniden keşfetme ve birlikte inşa etme süreçleridir. Bu tarihi; savaş, şiddet, ırkçılık ve ayrımcılıktan uzak, dayanışma içinde birlikte oluşturmak hepimizin sorumluluğudur.

Paylaşın